sağlık, kadın, hastalıklar, cilt bakımı, sağllık haberleri, sağlık bilgileri, çocuk, pspikoloji

Archive for the ‘cilt bakımı’ Category

Lazerle dövme sildirme

Dövme yaptırmak son yılların trendleri arasında yer alıyor. Kalıcı dövme yaptıran kişilerin çoğu bir süre sonra dövmelerinden sıkılıyor yada çeşitli sebeplerden dolayı sildirmek istiyor. Epilasyondan hastalıkların tedavisine kadar bir çok yöntemde fayda sağlayan lazer yöntemi artık dövme sildirmede de yardımcı oluyor.

lazer Lazerle dövme sildirme

Dövme, deri üzerine çeşitli aletler yardımıyla birtakım geçici ya da kalıcı boyaların uygulanması ile oluşan cilt yüzeyinde şekiller bütünüdür. Tarih boyunca çeşitli amaçlarla yapılan dövmeler günümüzde çeşitli felsefeleri, düşünceleri yansıtmakta bazen de estetik görünüşü arttırmak için yapılmaktadırlar. Çeşitli renkte boyalarla yapılan dövmeler vücudun her yerine uygulanmakta, farklı motif, yazı ya da şekillerde olabilmektedir.

Dövme sildirmenin çeşitli yöntemlerle yapılabilir, ancak günümüzde lazerle dövme silme haricinde başarılı olabilecek bir başka yöntem bulunmamaktadır. Lazerle dövme silme haricinde hastalara kesinlikle önermediğimiz kimyasal ajanlar kullanarak dövme silme çıkarma, ameliyatla dövme çıkarma, dermabrazyon cilt soyma yaparak dövme çıkartma yöntemleridir. Bunların tamamında hem bir iz kalmakta, hem yanık oluşabilmekte, lekelenmeler meydana gelmekte ve eskisinden kötü bir sonuç alınabilmektedir.

Lazerle Dövme Sildirme

Dövme sildirme tedavisinde, lazer dışındaki diğer yöntemler başarılı olmaz ve genellikle iz bırakırlar. Bu yüzden günümüzde lazerle dövme tedavisi yapılmaktadır. Dövme silme tedavisinde kullanılan lazerler, Q-switched denilen nanosaniye gibi çok kısa sürede, belirli enerji miktarını verebilen makinelerdir. Dövme sildirme tedavisinde dövmenin cinsine uygun lazerler dalga boyuna göre belirlenir. Uygun dalga boyunda lazer ışığı kullanıldığında, dövme boyası parçalanır. Çok ufak parçalara ayrılan boya yani pigment partikülleri, hücreler tarafından taşınarak vücuttan atılır.

Lazerle Dövme Sildirme İşleminde Kullanılan Cihazlar

Dövme sildirme işleminde dövmeyi oluşturan pigmentlerin renklerine göre farklı tipte lazer cihazları kullanılabilir. Sarı ve yeşil renkler, lazerle dövme silme işlemine en dirençli olanlardır. Siyah ve mavi renkler ise en kolay silinenlerdir. Dövme sildirme amaçlı üretilen üç tip lazer cihazı Q-Switched (Q-anahtarlı) adı verilen bir teknolojiye sahiptir. Bu teknikle kısa ve yüksek enerji içeren ışın atımlar yapılır.

§ Q-switched Ruby,
§ Q-switched Alexandrite,
§ Q-switched Nd:YAG, bu sınıf lazerlerde en yeni sistemdir ve özellikle kırmızı, mavi ve siyah renk içeren dövmelerin silinmesinde kullanılır.

Dövme Sildirme İçin Son Teknoloji Spectra Nd:YAG LAZER

Lutronic tarafından üretilen Q-switched Nd:YAG lazer olağanüstü başarısı ile ödüllü bir lazer sistemidir. Nd:YAG lazer serisinin en yeni ürünü olan Spectra, hafif ama daha güçlü olup kullanımı kolay, güvenilir ve geniş uygulama alanı sunan bir sistemdir. Çeşitli estetik uygulamalar için tasarlanan Spectra Q-switched Nd:YAG lazer 4 adet dalga boyu üretme kapasitesine sahiptir. Foto-mekanik bir sistemle bu cihaz pigmentli birçok lezyonu tedavi ederken, koyu renkli dövmeleri kolaylıkla, yine zor renkleri de rahatlıkla çıkartabilme özelliğine sahiptir.

Spectra Q-switched Nd:YAG lazer ışığının kuvvetli atışlarını kullanarak son derece etkili bir şekilde pigmentleri ve dövme partiküllerini etrafındaki sağlıklı dokuya zarar vermeden hafifletir ya da tamamen yok eder. Melanozom ve dövme partikülleri lazer ışığına maruz kaldıklarında, vücudun doğal drenaj sistemi tarafından emilen küçük parçacıklara bölünürler.

Lazerle Dövme Sildirme İşlemi Nasıl Gerçekleşir?

Lazerler kısa atımlı yoğunlaştırılmış ve belli bir bölgeye dağılmadan konsantre olan ışık enerjisi üretirler. Bu ışık derinin üst tabakalarına zarar vermeden geçer ve seçici olarak dövmeyi oluşturan pigmentler tarafından absorbe edilir. Lazer enerjisi dövme pigmentlerinin küçük parçacıklara bölünmesini sağlar. Bu küçük parçacıklar daha sonra vücudun immün (savunma) sistemi tarafından yok edilirler. Lazerle dövme sildirme işleminde kullanılan cihazlar dövme pigmentleri tarafından en iyi emilecek dalga boyunda ışınlar üretir. Bu ışınlar sadece pigment tarafından tutulmakta, dövme çevresinde bulunan normal dokuları etkilememektedir.

Her dövmenin kendine özgü olması sebebiyle, sildirme teknikleri de her bir vakaya özel planlanmalıdır. Profesyonel yapılmış dövmeler genelde derinin alt tabakalarında ve aynı derinliktedir. Dolayısıyla lazerle dövme sildirme işlemi de tüm dövme üzerinde genellikle homojen sonuç vermektedir.

Amatör dövmeler ise usta bir el tarafından yapılmadığı için pigment farklı derinliklere verilebilmektedir. Bu durumda aşırı derine verilmiş pigmentlerin temizlenmesi zorlaşmaktadır. Yeni bir takım mürekkepler ve pastel renklerin kullanıldığı profesyonel dövmeler oldukça dirençli olmaktadır ve tamamıyla temizlenmesi oldukça zordur.

Lazerle Dövme Sildirme Sıkça Sorulan Sorular

Dövmenin Rengi Lazerle Dövme Sildirme İçin Önemli midir?

Siyah; ışığı tamamen absorbe edebilen yani tüm dalga boylarını absorbe eden bir renk olduğundan, lazerle dövme sildirme tedavisine en hızlı yanıtı verir. Koyu renkler de siyaha yakın etkiler gösterdiği için dövme sildirme işlemi kolay olmaktadır.

Yeşil gibi bazı renkler sadece bazı dalga boylarındaki ışınları absorbe eder ve pigment rengine uygun dalga boyu üreten lazerlerle silinebilir.Yeşil ve sarı gibi renkler ışığı daha az emebildiğinden dövme sildirme uygulaması 532 nm Q-Switched lazer ile yapılmaktadır.

Kırmızı, kahverengi, sarı renkli dövmeler, 532 nm Q-switched lazer ile tedavi edilir.Mavi, siyah yeşil dövmeler 1064 nm Nd-YAG Q-switched lazer ile yapılır.
Spectra, 1064 nm ve 532 nm olmak üzere iki farklı dalga boyu üretebilen bir Q-switched Nd:YAG lazerdir. Dolayısıyla Spectra lazer ile her renkteki dövmeler silinebilmektedir.

Lazerle Dövme Sildirme İşlemi Ağrılı mıdır?

Dövmelerin gerek yaptırılması gerekse sildirilmesi süreçlerinin çok konforlu olduğu söylenemez. Lazer cihazının güçlü ışın atımları deri ince lastik çarpmış gibi hafif bir hisse neden olur. Hastalar açısından tolere edilebilmektedir. Gerekirse lokal anestezi içeren krem ya da lokal anestezi uygulanabilir.

Lazerli Dövme Silmenin Sonuçları Nasıldır?

Lazer ışığını pigment (dövme boyası) emer ve ışık enerjisi hücre içinde ısı enerjisine dönüşür; pigmenti barındıran hücre tahrip olur ve pigment hücre dışına çıkar. Hücre dışındaki pigmenti makrofaj denilen savunma hücreleri alarak lenfatik sistem vasıtasıyla o bölgeden uzaklaştırırlar. Bu süre bir çeşit yara iyileşmesi sürecidir ve kişisel farklılıklar göstermektedir. Yeniden aynı bölgeye lazer uygulanması içinde bu bölgede yara iyileşmesinin bitmesi gerekmektedir.

Lazerle Dövme Sildirme Kaç Seans Sürer?

Genelde dövmenin tamamen silinebilmesi için tekrarlayan seanslara ihtiyaç duyulmaktadır. Seans sayısı dövmede kullanılan mürekkep tipi ve mürekkebin ne kadar derine enjekte edildiği ile yakından ilgilidir.

Seans sayısı genellikle değişkendir. Bazı dövmeler bir iki seansta çıkarken bazıları içinde en fazla 5 seans tedavi gerekebilir. Seans aralıkları genellikle 1 aydır. Bu süre, yukarıda bahsedildiği gibi dokunun iyileşmesi ve pigmentin kaybolması için geçen süredir.

Lazerle Dövme Sildirmede Cilt Rengi Önemli midir?

Cilt rengi ne kadar açıksa, dövme o kadar kolay çıkarılmaktadır. Koyu renklilerde tedavi şansı açık tenli hastalara göre daha zor ve uzun bir süreç almaktadır.

Dövmenin Yapıldığı Alan Lazer ile Dövme Sildirmede Önemli midir?

Yüz bölgesi, boyun gibi alanlar kılcal damarlardan zengin ve iyileşmesi hızlı, kaliteli bölgelerdir. Dolayısıyla bu alanlarda uygulama yapılırken daha yüksek lazer enerjisi kullanılabilmekte ve daha hızlı sonuçlar alınabilmektedir.

Lazerle Dövme Sildirme Sonrasında Neler Yapılmalıdır?

Lazerle dövme tedavisinden hemen sonra bölgeye anti bakteriyel bir krem uygulanır. Tedaviden bir gün sonra duş alınmasında sakınca yoktur ancak bölge sertçe ovulmamalıdır. Tedaviden sonra birkaç gün bölgede güneş yanığı hissi duyulur ve birkaç hafta kızarıklık devam eder.

Lazerle Dövme Sildirmenin Yan Etkileri Nelerdir?

Lazerle dövme sildirme tedavisinin önemli bir yan etkisi yoktur. Nadiren tedavi edilen bölgede hiperpigmentasyon (renk koyulaşması) veya hipopigmentasyon (renk açılması) görülebilir. Tedaviden sonra bölgede nadiren enfeksiyon olabilir veya çok nadiren yara izini andıran bir iz kalabilir.

Dövme Tamamen Kaybolacak mı?

Birçok durumda kaybolmakla birlikte, % 95′ den fazla soluklaşmış dövmede başarılı bir netice alınmış demektir. Bununla birlikte, bugün tüm dünyada kullanılan birçok mürekkep çeşidi olduğunun bilinmesi önemlidir. Hangi dövme mürekkebinin, hangi derinlikte uygulandığının bilinmemesi, dövmenin hangi oranda silinebileceğini tahmin etmeyi de imkansız hale getirir.

Lazerle Dövme Sildirmenin Fiyatları Nelerdir?

Lazer ile dövme sildirme işleminin fiyatları dövmenin büyüklüğüne, rengine, yapılış biçimine göre değişmektedir. Dövme sildirme fiyatları seans başına ödenebileceği gibi, paket fiyatlar hastalar için daha avantajlı olabilmektedir.

Lazerle Kalıcı Makyaj Silinebilir mi?

Tıpkı dövmede olduğu gibi kalıcı makyaj da lazer ile silinebilmektedir. Seans seans yapılan bu işlem makyajın rengine göre değişebilmektedir. Sıklıkla kaş, dudak, göz çevresine yapılan makyajlar lazerle güvenli olarak yok edilebilmektedir.

Lazerle dövme sildirme

Advertisements

Diyet sonrası

Diyet yaptınız kilo verdiniz ve artık ideal kilonuzdasınız. Fakat artık yeniden kilo almıyacağınızdan emin misiniz, diyeti bırakınca bu kilo da mı kalacak sınız? Cevabınız ”bilmiyorum, umarım” mı oluyor? O halde gelin diyet sonrası da nasıl zayıf kalınır öğrenin.

diyet11 Diyet sonrası

Diyetten sonra hemen istediğiniz her şeyi yemeye başlamayın. Açlığınızı haşlanmış ve taze sebze ile giderin. Şekerleme yerine meyve yiyin.

Diyet Sonrası Zayıf Kalmanın Püf Noktaları;

* Beyaz unu ve şekeri unutun. Tahıl ürünleri midede daha uzun süre kalırken, daha tok da tutarlar.
* Günde dört öğün yemeyi adet haline getirin. Buzdolabını kapalı tutmaya özen gösterin! Çünkü bir parça salam, biraz yoğurt derken kaloriler artar.
* Hareket, metabolizmayı formda tutar. İki günde bir yarım saat koşun, bisiklete binin ya da jimnastik salonunda bir saat egzersiz yapın.
* Diyet uygulaması sırasında olduğu gibi ,diyet sonrasında da yaparken de günde 2 litre sıvı alın. Su, maden suyu içebileceğiniz gibi, bitki çaylarını da tercih edebilirsiniz. Tabii ki şekersiz ya da tatlandırıcı ile!

* Her gün, tabii diyetten sonra da, taze meyve ağırlıklı kahvaltı yapın. Böylece kaloriden tasarruf yaparken, zinde bir şekilde güne başlarsınız.

Diyet sonrası

Zayıflatan Kambucha Çayı

Zayıflatan Kambucha Çayı zayıflatır mı? Kambucha Çayı sağlıklı zayıflatır mı? Kambucha Çayı sağlıklı mıdır? Kambucha Çayı gerçekten zayıfatıyor mu? Kambucha Çayı ile zayıflamak mümkün müdür? Kambucha Çayı kilo verdirir mi? Kambucha Çayının faydaları nelerdir? Kambucha Çayı nasıl hazırlanır?

İşte zayıflamak siteyenlere Zayıflatan Kambucha Çayı

kombucha Zayıflatan Kambucha ÇayıKombucha İçindeki malzemeler

Kombucha Kültürü (mayası)
Her litre su için yaklaşık olarak 70 – 100 gr. beyaz toz şeker Her litre su için 2 çay kaşığı dolusu siyah veya yeşil çay

Kombucha Hazırlamak için Kaplar ve gerekli malzemeler

Su kaynatmak için bir adet 2 – 4 litrelik çelik tencere
Bir adet 2 – 4 litrelik cam veya porselen kavanoz
Kavanozun agzini kapatacak lastik
Ketenden/pamuktan yapilmis bir mendil veya kâgit havlu/mendil Siseler

Amerikan ölçüsünde, çoğunlukla şu temel tarif uygulanır: 5 adet siyah veya yeşil poşet çay, 250 gr. beyaz şeker ve 3 litre su. Kombucha’yı Hazırlama Yöntemi
En iyisi önce iki litre ile başlamaktır. Kombucha kültürünüz yeteri kadar büyüyüp ürediği zaman, daha büyük miktarlarda içecek üretebilirsiniz.
1. – Çayı her zamanki gibi yapınız. Her bir litre su başına 2 çay kaşığı (yaklaşık olarak 5 gr.) siyah veya yeşil çayı yeni kaynamış olan suyun içinde demleyiniz. Poşet çayları da kullanabilirsiniz. Çay yapraklarının iyice “ıslanması” için 15 dakika bekleyiniz. Yeşil çay da siyah çay gibi aynı bitkiden elde edilir ve siyah çaydan esas olarak yapılışı yöntemiyle ayrılır: yeşil çay mayalanmaz. Japon doktorlar, yeşil çayın kanserin büyümesini önlediğini bulmuşlardır. Kombucha içeceği için yeşil çay kullanmanızı öneririm. Eğer siyah veya yeşil çay kullanmak istemiyorsanız, bitkisel çaylar da kullanabilirsiniz.
2. – Yapım şeklinize göre, bir süzgeçle çay yapraklarını süzünüz veya çay poşetlerini suyun içinden çıkarınız.
3. – Her bir litre başına yaklaşık olarak 70 – 100 gr. Beyaz şekeri süzülmüş çayın içine soğumadan önce ekleyiniz. Şeker tamamen eriyinceye kadar karıştırınız. Bir yemek kaşığı şeker yaklaşık olarak 20 gr.’dır.
4. – Şekerli çayın 20° – 25°C arasında bir sıcaklığa kadar soğuması için bekleyiniz (ılık). Kültür, sıcak besleyici solüsyonun içine konulursa ölür.
5. – Çay oda sıcaklığına kadar soğuduğunda, solüsyonu bir cam, porselen, sırlanmış toprak kap veya paslanmaz çelik bir kabın içine dökünüz. Cam en iyisidir. Paslanmaz çelik dışındaki diğer metal kaplar uygun değildir ve asla kullanılmamalıdırlar çünkü oluşan asit metalle tepkimeye girebilir. Polilefin grubundan yüksek-dereceli bir sentetik malzeme de kullanabilirsiniz, örn. Polietilen (PE) veya poliproplen. Bu tür gıda-dereceli malzemelerle yapılmış olan kapların içine şarap veya elma şarabı da konulabilir. Ancak, polivinilklorit (PVC) veya polistren gibi maddelerden yapılmış olan kaplardan kaçınmalısınız.
6. – İlk Kombucha içeceğinizi hazırlıyorsanız, Kombucha kültürü ile birlikte almış olduğunuz sıvıyı da ekleyiniz. Daha sonraki yapımlarda, yeni yapacağınız çayın yaklaşık %10′u kadar bir miktarını, yapacağınız çaya eklemek amacıyla, “başlatma sıvısı” olarak elde bulundurunuz. 7. – Canlı Kombucha kültürünü sıvının içine yerleştiriniz.
8. – Meyve sineklerinin, tozun, bitki sporlarının ve diğer kirletici maddelerin kabın içine girmesini engellemek için, mayalama kabının ağzını, sıkı dokunmuş bir kumaş, tülbent, kâğıt havlu veya benzeri hafif bir kumaşla kapatınız. Daha sonra bu örtüyü, meyve sineklerinin içine girmesini önleyebilmek amacıyla, bir lastikle sabitleştiriniz. Kumaş, kültür nefes alabilsin diye, havanın dolaşımına izin verecek kadar gözenekli olmalıdır ama minicik meyve sinekleri içine girip yumurtalarını bırakamayacakları kadar da büyük gözenekli olmamalıdır.
9. – Mayalanma süreci, sıcaklığa bağlı olarak, 8 – 12 gün sürdürülmelidir. Oda sıcaklığı ne kadar yüksek olursa, mayalanma o kadar hızlı olur. 8 – 12 günlük süre, sadece bir kılavuz olarak verilmiştir.
Kombucha kültürü, ılık ve sessiz bir yere ihtiyacı vardır ve hiçbir şekilde kıpırdatılmamalıdır. Çayı sıcaklığı 20°C ‘ın altına düşmemelidir ve 30°C ‘ın üstüne de çıkmamalıdır. İdeal sıcaklık 23° – 27°C arasıdır. Işık gerekli değildir. Kültür karanlıkta da gelişebilmektedir. Kültür, parlak güneş ışığına maruz bırakıldığında zarar görebilir. Yarım gölge daha iyidir.
Mayalanma süreci esnasında, şeker, maya tarafından parçalanır ve bir gaza (CO2) ve çeşitli organik asitlere ve diğer bileşiklere dönüştürülür. Kombucha’ya onun karakteristik tadını veren bu işlemlerin bileşimidir.
Demlenen çay ilkönce tatlıdır ama şeker parçalandıkça bu tatlılık kaybolur. Aynı zamanda, bakterilerin faaliyetlerinin bir sonucu olarak, bir asit tadı gelişmeye başlar, bu yüzden tatlılıktan ekşiliğe doğru bir geçiş vardır. Eğer hafif tatlı bir içecek tercih ediliyorsa, mayalanma daha erken sonlandırılmalıdır. Keskin veya hafif asit tadı için ise mayalamaya daha uzun süre devam edilmelidir.
10. – Çay doğru asit derecesine ulaştığında, (pH 2,7 – 3,2), kişisel zevke bağlı olarak, kültürü temiz ellerinizle çıkartınız. Kültürü soğuk veya ılık suda temizleyiniz. Yeni çayı kavanoza doldurup kültürü derhal ekleyiniz. Çayın doğru sıcaklığını gözetiniz.
İçeceği şişere ağzına kadar doldurunuz. Yaklaşık olarak %10′unun sonraki parti çay için başlatıcı olarak ayırınız. Şişeleri iyice kapatınız. Mayalanmış çayı bir kumaşla süzmenin gerektiğini sanmıyorum. Bir miktar tortu normaldir. Bu, içeceği havalandıran gazı üreten mayanın büyümesinden meydana gelmektedir. Mayaların insan organizması üzerinde bazı arzu edilen olumlu etkilerinin olduğu söylenmektedir.
11. – Bu içeceğin en iyi duruma gelmesi için, şişelendikten sonra, birkaç gün (en az 5 gün) olgunlaşmaya bırakılmalıdır.
Bakterilerin faaliyeti durmuştur çünkü şişeleme havayı engellemiştir ancak mayalar çalışmaya devam etmektedirler. Eğer şişeler sıkı bir şekilde kapatılmışlarsa, mayaların çalışmasından dolayı ortaya çıkan gaz dışarı kaçamaz. Bu şekilde, köpüklü bir içecek üretilmiş olur. Bunun için şişe içinde birkaç gün genellikle yeterli olur; ancak, Kombucha içeceği aylarca saklanabilir. Endişe etmeyin: Mayalar gaz üretimini belirli bir noktada durduracaklardır. İçeceğin serin bir yerde tutulmasını tavsiye ederim.
12. – İçeceğin hoş bir tadı vardır. Köpüklü, hafifçe ekşi ve serinleticidir. Günde normal olarak üç bardak içilebilir, bir bardak (0.1 litre veya daha fazla) sabahleyin aç karnına ikinci bardak gün içinde bir öğünden sonra ve son bardak da yatmaya gitmeden kısa bir zaman önce. Afiyet olsun!
13. – Yeni bir mayalama işlemini başlattığınızda, hazır çaydan yapacağınız yeni çayın en az %10′u kadar eklemeyi sakın unutmayınız.
ABD’deki bazı tariflerde, bir fincan (cup) denmektedir. Bununla hangi boy fincan kastedilmektedir? Tariflerde kullanılan standart ölçü fincanı 8 sıvı onsuna göredir = 1 fincan (cup). Alternatif bir metrik ölçü 8 ons = 250 ml. olur. Bir alternatif de şekeri vs. tartmayla olur, bu durumda, 8 ons = 226 gr. ‘dır. Dikkat edilmesi gereken önemli nokta
Kültür bazen yüzeyde yüzer, bazen de sıvının dibine batar. Her ikisi de normaldir. Kültür dibe battığında, çayın yüzeyinde yeni bir kültür (bir yavru-kültür) oluşmaya başlar. Daha fazla detay için benim Kombucha-kitabımın IX. Bölümüne bakınız. Kombucha kültürünün kendini üretmesi için biraz zamana ihtiyacı vardır. İnce ve zar gibi bir katmanla başlar. Onu rahatsız etmeden ne kadar uzun süre bırakırsanız, yeni kültür o kadar kalın olacaktır.
Yeni Kombucha yavrularını üretmekte zorluk çekiyorsanız (örn. havanın çok soğuk olduğu kış gibi zamanlarda bu olur), şunu deneyebilirsiniz: Yeni bir kültürü üretmek daha çok zaman alacağından dolayı, onu içmek istediğiniz içeceğin hazırlanmasından ayırmalısınız. Sıvının yüzeyinde yeni kültürün oluşması için, lütfen 3 ila 5 hafta arası zaman tanıyınız.
Kombucha kültürü büyüyerek, çayın yüzeyini tamamen örter. Çayın yüzeyinde büyürken, kültür önemli ölçüde kalınlaşır. Kalınlaşmış kültür, kolaylıkla ayrılabilen üst üste binmiş katmanlardan oluşacaktır. Bu katmanlar birbirlerinden ayrılarak Kombucha içeceği yapılması için bağımsız kültürler olarak kullanılabilirler. Eğer kültür, kabın dibine çökmüşse, yeni bir kültür çayın yüzeyinde oluşacaktır.
Bu şekilde, her bir kültür, koyu kahverengi rengine dönüşmeye başlayıncaya kadar, kendisini yaymaya devam edecektir. Kültür, koyu ve kirli kahverengi olduğu zaman, onu atınız ve ondan üremiş olan yavru kültürlerden birisini kullanmaya başlayınız. Bu şekilde, bu benzersiz kültür size, ailenize ve arkadaşlarınıza çok düşük maliyetle sürekli bir Kombucha çayı kaynağı sağlayacaktır. Kombucha yavrularını arkadaşlarınıza veriniz
Bana defalarca şu soru sorulmaktadır: “Neden o kadar çok şekere ihtiyaç duyuluyor? Ve neden çayın demlenmesi için en fazla 5 dakika yeterli olurken, neden 15 dakika demlenmeye bırakılıyor?”.

Bu konular daha sonra ayrıntılı olarak incelenecektir, bu nedenle şimdilik, basitçe ve kısaca:
Besleyici solüsyon, Kombucha kültürü içindeki mikro-organizmaları beslemek zorundadır, bizi değil. Bu nedenle, biz besleyici solüsyonu, esas olarak, mayaların ihtiyaçlarına göre hazırlamalıyız (bakteriler kısmen besleyici solüsyonla beslenirler). Mikro-organizmaların aktifleşmeleri için şekere ihtiyaçları vardır. Düşük şeker (karbonhidrat) konsantrasyonuna sahip olan besleyici solüsyonlarda, daha az sayıda aktif maddeler salınır. Şekerin mayalar tarafından “yendiğini” söyleyebiliriz.
Diğer yandan, çayın demlenmesi bir nitrojen kaynağı olarak iş görür ve mikro-organizmaların büyümesini destekler. Mineral tuzlarının, vs. yanı sıra bu nitrojenin de mümkün olduğu kadar çok miktarının besleyici sıvıya geçebilmesi için, çayın demlenmesi için her zamanki süreden çok daha fazlası tavsiye edilmektedir. Rus araştırma bilimcisi Danielova (1959), muhtemelen aynı nedenle, çayı 3 ila 5 dakika arasında kaynatmıştır. Yazan: Günther W. Frank

Merak ettiklerinizi ve olumlu olumsuz düşüncelerinizi alt tarafta yer alan yorum formunu kullanarak bizlerle paylaşabilirsiniz. Sorularınızı ve yorumlarınızı her zaman bekliyor olacağız.
Zayıflatan Kambucha Çayı

Gelinlik Fiyatları

Şüphesiz ki her genç kızın en beyaz rüyasıdır gelinlik giymek. ALLAH, her genç kızımıza en hayırlı bir şekilde de nasip etsin diyor ve sizlere yılın gelinlik fiyatları hakkında bir liste sunuyoruz Melek‘ler.

gelinlik50 Gelinlik Fiyatları
Gelinlik kiralama; gelinlik kiralama genellikle tercih edilmeyen bir sistem olmak beraber gelinlik üreticinin gelinlik fiyatının %90′ı kadar kiralama ücreti istemesi de ayrı bir olumsuzluk oluşturuyor.

Gelinlik Satın Alma; en çok tercih edilen gelinlik tedarik etme metodudur. O özel güne dair yılllarca saklayabileceğiniz hatta bir kız çocuğunuz olduğunda o evlenirken giyebilecek derece sembolik bir değere sahiptir gelinlikler. Genellik evlilikten 3-4 sene sonra satılmak istense de bazı bayanlar gelinliklerine hakettiği değeri verip yıllarca saklamışlardır.

Gelinlik Fiyatları ;
Firma Fiyat Aralığı Açıklama
Akay Gelinlik 2.500 ~ 13.000 TL Yıllık koleksiyon modelleri üretmelerine rağmen, sipariş üzerine kişisel modeller de üretmektedirler.
Nüans Moda 2.000 ~ 8.000 TL Yıllık koleksiyon modelleri üretmelerine rağmen, sipariş üzerine kişisel modeller de üretmektedirler.
Özgül Modaevi 2.000 ~ 5.500 TL Sipariş üzerine kişisel modeller üretmektedirler.
Seba Gelinlik 1.500 ~ 4.000 TL Sipariş üzerine kişisel modeller üretmektedirler.
Beyaz Butik 3.500 ~ 12.000 TL Yıllık koleksiyon modelleri üretmelerine rağmen, sipariş üzerine kişisel modeller de üretmektedirler.
Faik Sönmez 4.500 ~ 20.000 TL Sipariş üzerine kişisel modeller üretmektedirler.
Çağteks Gelinlik 1.500 ~ 4.000 TL Sipariş üzerine kişisel modeller üretmektedirler.
Gülşen Moda Evi 2.000 ~ 5.000 TL Yıllık koleksiyon modelleri üretmelerine rağmen, sipariş üzerine kişisel modeller de üretmektedirler.
Işıltı Gelinlik 2.000 ~ 5.000 TL Sipariş üzerine kişisel modeller üretmektedirler.
Lal Moda 2.500 ~ 7.000 TL Yıllık koleksiyon modelleri üretmelerine rağmen, sipariş üzerine kişisel modeller de üretmektedirler.
Selcan Moda Evi 1.500 ~ 4.000 TL Sipariş üzerine kişisel modeller üretmektedirler.
Şahin Moda Evi 1.500 ~ 4.000 TL Sipariş üzerine kişisel modeller üretmektedirler.
Vizaj Gelinlik 1.500 ~ 4.000 TL Sipariş üzerine kişisel modeller üretmektedirler.

Gelinlik Fiyatları

Çin Salatası

Bildiğimiz gibi çinliler pirinç yemekleriyle ünlüdür.Yemeklerin yanı sıra birde pirinçten salataları var.İşte sizlere çin salatası…

2 su bardağı pirinçle pilav pişiriyoruz ama zeytinyağı kullanarak.

Bu arada diğer malzemeleri hazırlıyoruz.

2 tane taze soğan
Yarım demet dere otu.
Yarım demet maydanoz.
1 çay bardağı haçlanmış bezelye.
1 çay bardağı konserve mısır.
3 tane haşlanmış havuç
1 tane kırmızı biber.

bütün hepsini doğradıktan sonra soğuyan pilavımızla iyice harmanlıyoruz.
Son olarak tuz ve limon suyunu da ilave ettikten sonra artık afiyetle yiyebiliriz..

salata1 4740 Çin Salatası

Görünüşü sebzeli pilavı andırıyor değil mi?Afiyet olsun

Meleklermekanı.com

Çin Salatası

Doğuma yardımcı yöntemler neler?

-douma-yardimci-yontemler-neler-.jpgNormal doğumla ilgili bilmediğiniz şey kalmayacak! İşte bilinçli ve sağlıklı bir doğum için dikkat etmeniz gerekenler.Normal doğum birçok anne adayının hem heyecanla beklediği, hem de biraz korktuğu bir konudur. Çünkü sağlıklı ve doğal olmasıyla birlikte, aynı zamanda güvenli bir şekilde gerçekleşmesi de gerekir. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Op. Dr. Ebru Füsun Akbay, anne adaylarına, doğuma yardımcı olacak yöntemler hakkında bilgi veriyor…

Öncelikle anne adayının zihninde doğum süreci netleştiğinde daha sakin olmalı ve doğum sırasında sağlık personeli ile iş birliği içinde doğumun güvenli bir şekilde gerçekleşmesine yardımcı olmalıdır. Anne adayı ile doktorun iş birliği yapması her iki taraf için süreci kolaylaştıracaktır.

Gebeliğin son üç ayına girildiğinde, anne adayında genellikle doğum ile ilgili gerginlik başlar.
Aslında bu korku ve endişe doğaldır. Gebelik boyunca kadın doğum hekimi ile kurulan kontak ve diğer doğum ekibi ile gebeliğin son döneminde tanışmak; bu korkuların yenilmesinde önemli bir rol oynamaktadır.
Hatta son dönemde doğumun gerçekleşeceği ortamı görmek, ekiple tanışmak da doğuma hazırlık için atılabilecek önemli adımlardır.

Gebelik süresince yapılabilen ve doğumu kolaylaştıran egzersizler mevcuttur. Bunları uygulamadan önce en önemli şart, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından egzersize engel olacak bir sağlık probleminin olmadığının tespit edilmesidir. Gebelik esnasında uygulanabilecek egzersizlerin başında
yürüyüş, yüzme, aerobik hareketler ve bisiklete binmek gelmektedir. Solunum egzersizleri de doğum sırasında ağrıyı kontrol etmekte faydalıdır. Günlük önerilen egzersiz süresi 30 dakikadır.

Obezite ve hamilelik sırasında aşırı
kilo alımı normal doğumu zorlaştırmaktadır. Gebelikte alınması tavsiye edilen kilo hastanın gebelik öncesi kilosuna göre değişmektedir. Vücut kitle indeksinin 25’in üzerinde iken hamile kalan kadınlarda gebelik süresinde 10 kilodan az kilo alımı önerilmektedir. Bu nedenle kilo alımı kontrol altında tutulmalı gerekirse uzman bir diyetisyen tarafından yardım istenmelidir. Hamilelik süresince yapılacak düzenli egzersiz de kilo alımını kontrol altında tutmaya yardım eder ve gebelikte oluşabilecek gestasyonel diyabeti önleyebilir. Obezite ve gestasyonel diyabet bebeğin fazla kilolu olmasına neden olur; bu da doğum sırasında bebekte zorlanma sonucu kırık ve felçlere, annede yırtıklara yol açabilir.

Doğumda en korkulan sancıların yol açtığı şiddetli ağrılardır. Ancak ağrı kontrolü birçok şekilde sağlanabilir. Damar yolu ile verilen ağrı kesiciler daha çok uyuşturucu etkileri olan narkotik
ilaç türevleridir. Annede uyku hali ve sınırlı ağrı kontrolü sağlarlar. İlaçların etkisiyle annede bulantı ve kasıntı da görülebilir. Bunlar annenin kan dolaşımından plasenta yolu ile bebeğe geçtiği için bebekte de dogum sonrasında solunum baskılanmasına ve uyku haline neden olabilmektedir.

Rejiyonel anesteziler: epidural ve spinal
Günümüzde yaygın kullanılan yöntemlerden biri rejiyonel anestezi olarak bilinen epidural ve spinal anestezidir. Bu yöntemler anestezi uzmanları tarafından uygulanmaktadır. Temelde bel omurları arasından bir iğne ile omurilik etrafındaki sıvıya ilaç verilmesi yoluyla vücudun alt yarısında ağrı hissi ortadan kaldırılmaktadır. Eğer bu boşluğa ince bir kateter yoluyla devamlı ilaç verilirse buna epidural anestezi, tek bir defa ilaç verilir ve kateter yerlestirilmezse buna spinal anestezi adı verilmektedir. Rejiyonel anestezi ağrı kontrolünde damar yolu ile verilen ağrı
kesicilerden daha etkindir. Ayrıca bebeğe ağrı kesici ilacın geçmesi söz konusu olmadığından bebek etkilenmemektedir. Anne uyanık ve rahat olduğundan sağlık personelinin direktiflerine uyabilmekte ve doğuma yardımcı olabilmektedir.

Epidural ve spinal anestezinin en sık yan etkileri tansiyonda düşme, buna bağlı bebeğin kalp atımlarında düşme, kasıntı ve özellikle 2-3 gün sonra başlayan şiddetli baş ağrısı. Ağrının kontrol altına alınması hastanın rahatlamasını, kasların gevşemesine bağlı olarak bebeğin doğum kanalında aşağıya doğru daha kolay inmesini sağlayacaktır. Rejiyonel anestezi doğum travayı süresini 1 ila 2 saat uzatabilmektedir. Ayrıca rejiyonel anestezinin doğum sürecine bir diğer negatif etkisi, hasta doğum sancılarını çok hafif veya hiç hissetmediğinden rahim ağzı tam açıklığa ulaştıktan sonra doğal olarak oluşan ıkınma hissi gelişmediğinden anne doğum için gerekli şekilde
etkin ıkınarak bebeği itmekte zorluk yaşayabilir.

Doğumun ikinci evresi
Doğumun ikinci evresi olarak bilinen rahim ağzının tam açıklığa (yani 10 cm’e) ulaşması ile başlayan ve bebeğin doğumu ile sonlanan sürecin rejiyonel anestezi ile 3 saat, anestezisiz 2 saatten uzun sürmesi durumunda kadın hastalıkları ve doğum uzmanının hastayı yeniden değerlendirmesi gerekmektedir. Ya annenin kemik çatısı o kilodaki bir bebeğin doğumuna uygun değildir; ki bu durumda sezaryen ile doğum kararı alınmalıdır. Ya da anne doğru ve etkin bir şekilde ıkınamıyordur. Bu tür durumlar ile en sık ilk gebeliklerde acemi anne adaylarında karşılaşıyoruz. Süreç sonunda anne bitkin ve halsiz düşmektedir.

Bazı durumlarda da doğum çok yakındır ancak bebeğin kalp atımlarında bebeğin kafasına bası nedeniyle düşmeler başlamış olabilir. Uzman hekimin değerlendirmesi sonucu normal doğuma engel bir faktör tespit
edilemiyorsa doğumu bu aşamada hızlandırmak amacıyla doğuma yardımcı yöntemlerden forseps veya vakuma başvurulabilinir. Her iki yöntemin de tecrübeli bir uzman kadın doğumcu tarafından uygulanması gerekmektedir.

Doğumun anne adayı için huzur ve güven ortamında geçmesini sağlayacak en önemli şey, gebelik takibi sırasında anne adayı ile doktoru arasında iyi bir diyalog ile güven bağının oluşmasıdır. Bu nedenle düzenli gebelik takiplerinin yapılması önerilmektedir. Gebenin gerginliğinin detaylı bilgilendirilme ile azaltılması önemlidir. Belirsizlik stresi ve korkuyu arttıracağından hamile kadının aklındaki soru işaretleri kaldırılmalıdır. Eşinin ve ailesinin gebelik süresince ve doğum sırasında bizzat desteği de önemlidir.

Konuyla ilgili diğer haberlerimizi okumak için tıklayın:

Doğumu kolaylaştıracak öneriler Doğumunuzun rahat ve kolay geçmesi için
öncesinde ve doğumun yaklaştığı günlerde neler yapmanız gerektiğini biliyor muydunuz?

Suni sancı ile doğum Doğum kasılmalarını başlatmak ya da kasılmalara destek olmak için verilen suni sancı hangi durumlarda uygulanmalıdır?

Doğumun başladığı nasıl anlaşılır? Yürümekte zorluk çekiyorsanız, suyunuz geldiyse ve düzenli kasılmalar başladıysa doğum yaklaşmış demektir.

Doğum çantasında neler olmalı? Doğuma gitmeden önce hazırda bulunması gereken çantanızın içinde bebeğiniz ve sizin için olması gerekenler…

Normal doğum, epidural, sezaryen… Doğuma hazırlanan anne adayları için normal doğum, sezaryen ve epidural anestezi hakkında her şey…

Rahat doğum için nefes egzersizi şart! Hamilelik döneminizi günde bir defa yapacağınız nefes egzersiziyle çok rahat geçirebilirsiniz.

Erken doğum neden olur? Bebeğiniz hayata erken “merhaba” diyebilir.
Ama teknoloji artık 23 haftalık prematüre bebeklerin bile hayatta kalmasına olanak veriyor.

Erken doğumla ilgili herşey Bebek neden erken doğar? Kimler erken doğum riski altındadır? Tanı nasıl konur ve bu durum nasıl önlenir?

Normal doğum mu sezaryen mi? Hamileliğin son günlerinde anne baba adaylarını en çok düşündüren konu doğum şekline karar vermektir.
Doğuma yardımcı yöntemler neler?

Doğum korkusu (tokofobi) nedir?

-doum-korkusu-tokofobi-nedir-.jpgKadınların yaklaşık yüzde 20’si doğumdan korkuyor, yani tokofobik. Ve tokofobikler en çok sezaryen isteyenler. İşte, bu korkunun nedenleri ve üstesinden gelme yolları…Tokofobi sözcüğünü hiç duydunuz mu? Bu soruya yanıtınız “hayır” olsa bile Türkçe karşılığı olan, “doğum yapma korkusu”na aşina olduğunuzu tahmin ediyoruz.

Her ne kadar hamilelik ve doğum, insan doğasın bir parçası olsa da kişisel deneyimlere, karaktere ve cinselliği algılayış biçimine göre bazı kadınlar bu durumu doğalarına aykırı bir durummuş gibi algılayabiliyorlar.

Dolayısıyla çoğu kadın, özellikle ilk hamileliğinde doğum yapma korkusu taşıyabiliyor. Yapılan araştırmalar kadınların yaklaşık yüzde 20’sinin doğumdan korktuğunu ortaya koyuyor.

Dr. Harika Bodur Öztürk, tokofobi ile ilgili şu bilgileri veriyor…
Kadınların yaklaşık
yüzde 20’si doğumdan korkuyor, yani tokofobik. Ve tokofobikler en çok sezaryen isteyenler. İşte, bu korkunun nedenleri ve üstesinden gelme yolları…Siz hangi tip tokobofiksiniz?
Tokofobiyi birincil, ikincil ve depresif hastalık zemininde gelişen doğum korkusu olmak üzere üç kategoride inceleyebiliriz. Birincil tokofobiye sahip kadınlar, hamilelik oluşumundan önce bu korkuya sahiptir ve genellikle bu süreç çocuklukla erişkinlik arasındaki dönemde başlar. Etyolojide (hastalık etkenlerini inceleyen bilim dalı) sosyal, psikolojik ve psikodinamik etkenler bulunur.

İkincil olgularda ise tokofobi, travmatik doğum sonrası gelişebildiği gibi ikinci evrenin uzadığı normal doğum, düşük, ölü doğum veya hamilelik sonlandırması sonrası da gelişebilir. İkincil tokofobi posttravmatik stres bozukluğuyla da ilişkilendirilir. Gece kabusları nedeniyle ciddi uyku bozuklukları da şikayetler arasındadır.
Kadınların
yaklaşık yüzde 20’si doğumdan korkuyor, yani tokofobik. Ve tokofobikler en çok sezaryen isteyenler. İşte, bu korkunun nedenleri ve üstesinden gelme yolları…Tokofobikler sezaryan sever
Tokofobi, doğum öncesi depresyonun belirtisi olabildiği gibi, günümüzde tıbbi neden olmaksızın annenin isteğine bağlı sezaryen doğum oranlarını artırdığı da bir gerçek. Buna karşın tıbbi neden olmaksızın yapılan sezaryen doğumların yararlı olduğuna dair veri de mevcut değil.
Kadınların yaklaşık yüzde 20’si doğumdan korkuyor, yani tokofobik. Ve tokofobikler en çok sezaryen isteyenler. İşte, bu korkunun nedenleri ve üstesinden gelme yolları…Doğum korkusu nasıl geçer?
Doğum korkusunu azaltmaya yönelik araştırmalar 1920’li yıllardan itibaren yapılıyor. 1950’li yıllarda psikoproflaksi (olağandışı davranış biçimlerini önlemek ve kişinin çevreye uyum sağlaması için psikolojik yöntemler
kullanılarak yapılan koruma yöntemi), 1990’lı yıllardaysa hipnozun etkileri, değerlendirilen yöntemler oldu.

Ancak psikoproflaktik hazırlık kurslarının doğum süreci üzerine olumlu etki göstermediği anlaşılmış. Ryding’in yaptığı bir araştırmada doğum korkusu nedeniyle tıbbi gerekçesiz sezaryen doğum isteyen hamilelere, doğum öncesi kısa dönem psikoterapi uygulanmış ve daha sonra bu hamilelerin yüzde 50’sinin normal doğum gerçekleştirebildiği görülmüş. Dolayısıyla doğum korkusu yaşayan anne adaylarına psikoterapi uygulanması, bir tedavi yöntemi olarak düşünülebilir.
Kadınların yaklaşık yüzde 20’si doğumdan korkuyor, yani tokofobik. Ve tokofobikler en çok sezaryen isteyenler. İşte, bu korkunun nedenleri ve üstesinden gelme yolları…Neden hamile kalamıyorum?
Yumurtlama bozuklukları, hormon yetmezliği, tüplerin tıkalı veya hasarlı olması gibi nedenler kadınlarda hamile
kalamamasına neden oluyor.

Doğurganlığı artırmak içi ne yemeli?
Hamile kalma ihtimalimizi artırmak için beslenmemizde dikkat edebileceğimiz birkaç nokta var…

Hamileliğin ilk belirtileri
Hamile olduğunuzu nasıl anlarsınız? Sizi gebelik testi yapmaya iten nedenler nelerdir? İşte hamileliğin beden ve ruhumuzdaki ilk belirtileri.

35 yaş hamileleri
35 yaş hamileleri isyan ediyor. “Bize suçlu muamelesi yapmayın!”

Doğum korkusu (tokofobi) nedir?

Tag Cloud