sağlık, kadın, hastalıklar, cilt bakımı, sağllık haberleri, sağlık bilgileri, çocuk, pspikoloji

Archive for the ‘kadın sağlığı’ Category

Prematüre bebek ne demek?

Prematüre bebek ne demek? Bu yazımızda prematüre bebek hakkında geniş bilgileri sizlerle paylaşacağız. Prematüre bebek ne demektir ? Prematüre bebek sağlıklı mıdır ve hangi yöntemlerle yapılır..

Premature bebek 300x225 Prematüre bebek ne demek?

Prematürenin Kelime Anlamı: İngilizce’de olgunlaşmamış anlamındaki kelime; Türkçe’de özellikle biyoloji ve tıp alanında terim olarak kullanılmaktadır.

Prematüre Bebek
Amerikan Pediatri Akademisi, Amerikan Obstetri ve Jinekoloji Koleji ve Dünya Sağlık Teşkilatı, prematüreyi “annenin son adet tarihinin ilk gününden başlayarak bebeğin 37 haftadan (259 gün) önce doğması” olarak tanımlamıştır. 1.5 kg. altında bebekler çok düşük kilolu, 1 kg. altında bebekler ise aşırı düşük kilolu bebeklerdir.

37 haftalık süreyi tamamlamadan önce doğan bebeklere prematüre bebek denir.Prematüre bebekler birçok problemle karşı karşıya kalabilirler.Özellikle büyüme ve gelişme sırasında fiziki engeller gerçekleşebilir.(Yürümede bozukluk vb..) Prematüre bebekler de tabi ki belli aşamalara sahiptirler.37 haftayı doldurmadan doğan her bebek prematüre sayılsa da o sürenin altına inildikçe katmanlar halinde prematüre bebeklik seviyeleri değişir.

Prematüre Bebekler anne karnındaki gelişim süreçlerinde mutlak gerekli olan süreyi tamamlamadan çeşitli sebeplerden dolayı erken doğan bebeklerdir.
Bebeğin doğumu işte bu sınırlarda etkilidir.Prematüre bebeklerin yaptıkları aktiviteler, gösterdikleri hastalıklar tamamen doğdukları haftalarla belirleniyor.

34-37 Haftalık Doğan Prematüre Bebekler
Bu bebekler sınırda prematüre bebeklerdir.Çok riskli değildir durumları.

30-34 Haftalık Doğan Prematüre Bebekler
Normal prematüre bebeklik durumudur.

30 Haftanın Altında Doğan Prematüre Bebekler
30 haftanın altındaki sürede doğan prematüre bebeklere ileri dereceli prematürelik denir.

Yaşamın Sınırında Prematüre Bebekler 22-25 Haftalıklar
Prematüre bebeklerin hayatta kalıp kalmamalarını çok zorladıkları noktalardır.

Prematüre Bebeklerde Gözlenenen Fiziksel Sorunlar Nelerdir?
Göz muayenesi, işitme testi iyi geçmiş, gelişim olarak problem yaşamayıp; düzgün gelişim gösteriyorlarsa prematüre bebekler iyi durumda demektedir.
Yine de çok erken doğan prematüre bebekler ileride okul zamanında öğrenme bozuklukları, hiperaktivite, dikkat eksiklikleri, gibi problemler yaşayabilirler.Bu durumda kesinlikle doktorunuza başvurunuz!

Prematüre Doğumun Belirtileri

Eğer suyunuz 37. haftadan önce gelirse, karın ağrısı, vajinal kanama veya rahim kasılmaları hissederseniz derhal doğum bölümünü arayarak bir doktor veya ebe tarafından muayene edilmeyi sağlamanız gerekmektedir. Rahminizin kasılıp kasılmadığma ve bebeğin konumuna bakarak dahili bir muayene yapıp rahim ağzını, bebeğin önde gelen kısmını ve kordonun sarkıp sarkmadığını kontrol edeceklerdir. Koruyucu zarlar gittiği için aynı zamanda enfeksiyon belirtilerine de bakacaklardır. Eğer enfeksiyon riski varsa bebeğinizi en kısa zamanda doğurtmak için doğumu sintosinon vererek uyarmaya veya hızlandırmaya çalışacaklardır. Bebeğinizin sıkıntıda olduğuna dair bir belirti varsa, bebeğin prezantasyonu ve duruşu uygun değilse veya rahim ağzı sertse sezaryan yapılmasına karar verilebilir.

Suyunuz gelmemişse ama kasılmaların başladığını hissediyorsanız veya nişan geldiğini görürseniz, hemen doğum bölümünü aramalısınız. Derhal hastaneye gelerek yakından incelenmenizi ve yatak istirahatinde bulunmanızı isteyeceklerdir. Aynı zamanda damardan ritodrin de verebilirler. Bu ilaç (Astım hastalarının kullandığı Ventolin inhalerine benzeyen) rahmi rahatlatarak kasılmaların durmasını sağlar. Kullanılan yeni bir ilaç da Atosibandır. Bu ilaç da çok etkilidir, yan etkileri daha azdır fakat biraz daha pahalıdır. Eğer zarlarınız bozulmamışsa ve kasılmalarınız hafifse ama rahim ağzınız açılmışsa, ilaçlı veya ilaçsız sadece yatak istirahati doğumun başlamasını geciktirebilir. İyiliğiniz için daha yavaş hareket etmek ve cinsel ilişkiden kaçınmak şartıyla kasılmalarınız kesildikten sonra eve gidebilirsiniz.

Ancak eğer kasılmalar düzenliyse ilaçla bile doğumu 48 saatten uzun süre ertelemek zorlaşacaktır. Bu süre bebeğiniz için çok önemlidir. Özel bebek yoğun bakım ünitesi olan bir hastaneye nakledilmeniz ve bebeğin akciğerlerinin gelişmesine yardımcı olacak doğum öncesi steroid verilmesi için zamanınız olacaktır. 34. haftadan önce bebeklerin rahimde kalması, doğmalarına oranla daha avantajlıdır. Bu yüzden rahim kasılmalarını azaltmak, hatta durdurmak için yukarıda belirttiğimiz ilaçlardan birini almanız gerekebilir. Ancak piyasadaki tokolitik ilaçların hiçbiri erken başlayan doğum aktivitesini tam olarak durdurmakta etkili değildir.

Prematüre Doğumun Nedenleri

Prematüre doğumun pek çok sebebi vardır, ancak kadınların neden erken doğum yaptığını veya neden zarların doğum tarihinden haftalar önce yırtıldığını saptamaya yönelik tüm araştırmalara rağmen, prematüre doğumların büyük bir kısmı önlenememektedir. Aslında doğumu neyin tetiklediğini bilemediğimiz için, doğumu erkenden tetikleyen mekanizmaları da tam olarak bilemiyoruz. Bir teori, bebek, anne veya plasenta tarafından salgılanan hormonların doğumdaki rolüne odaklanırken, bir diğeri de vajina ve rahim ağzında bulunan spesifik protein seviyesinin doğum sırasında arttığını belirtmektedir. Prematüre doğumların yüzde20 ila 40′nın enfeksiyon kaynaklı olduğu belirtilmektedir ama eğer hiçbir tıbbi neden olmadan prematüre bir bebek dünyaya getirdiyseniz, istatistiksel olarak tekrar prematüre doğum yapma olasılığınız artar.

Ancak bazen bebekler tıbbi nedenlerden dolayı erkenden doğurtulmak zorunda kalmaktadır. Bu tıbbi nedenler arasında preeklampsi, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, plasenta yetersizliği, plasentanın erken ayrılması ve plasentanın önde gelmesi kaynaklı kanama yer almaktadır. Eğer yukarıdaki nedenlerden dolayı dünyaya gelmiş prematüre bir bebeğiniz varsa, bir sonraki hamileliğinizde bu nedenlerin oluşmaması için yakın takibe alınacaksmızdır.

Premature Bebek Bakımı
Gebeliğin 40. Haftasından önce doğan birçok bebek düşük doğum ağırlığına sahiptir.

Ana rahminde birkaç hafta önce çıkmak bir takım gelişme basmaklarını atlamak anlamına gelir. 36-38 haftalardan sonra olan doğumlarda genellikle ekstra sıcaklık, ekstra oksijen ve sık beslenmekle hallolan sorunlar bulunabilir. Ama daha önce doğan çocuklarda daha çok yardıma ihtiyaç vardır. Bu bebekler burunlarından takılan bir tüple beslenmek zorunda kalabilirler. Hatta nefes almasına yardımcı olacak bir takım cihazlar da gerekebilir.

Zamanına göre küçük bebekler : Miadına göre küçük bebeklerde rahim içi gelişme geriliği denen ve beklenenden daha az büyüme anlamına gelen bir ifade kullanılır. Bu bebekler ana rahminde 40 hafta kalmalarına karşın doğumda akranlarına göre küçük olabilirler. Bu bebeklere yapılan uygulamada prematüre bebeklere yapılana benzemektedir. Miadına göre küçük bebekler rahimde yeterince beslenememiş demektir. Genellikle bebeğin “küçük ” olması gelecekte sorunları olacağı anlamına gelmez. Rahim içi gelişme geriliğinin fetusun kalori ihtiyacını azaltan bir koruma mekanizması olduğu düşünülmektedir.

Prematüre doğan bebekler ne kadar prematüre doğduklarına göre farklılıklar gösterirler. Bazıları sadece biraz prematüredir ve kısa bir süre hastanede kaldıktan sonra anne-babaları ile evlerine dönerler. Diğerleri aşırı derecede prematüredirler ve hastanede aylarca kalmak zorunda kalırlar. Prematüre doğan bebeğinizle karşı karşıya kalabileceğiniz problemleri bilmek için önce bebeğinizin ne kadar prematüre olduğunu bilmelisiniz.

Normal bir gebelik 40 hafta ya da 280 gün sürer. Eğer 37 haftadan önce doğum gerçekleşirse bebek prematüre kabul edilir.

Prematüre bebekler gebelik yaşına göre 3 gruba ayrılmaktadır: 1. Grup : İleri derecede (24-31 hafta)
2. Grup : Orta derecede (32-35 hafta)
3. Grup : Sınırda (36-37 hafta)
Prematüre bebeklerin üçte ikisi sınırda preterm bebeklerdir.

Prematüreliği tahmin etmenin diğer bir yolu da doğum ağırlığıdır. Genel kaide; “ne kadar prematüre ise o bebek o kadar hafiftir” şeklindedir. Bunun için kullanılan çeşitli terimler vardır.

Düşük Doğum Ağırlığı(LBW) : Bebeğin doğumda 2500 gramdan az olması Çok Düşük Doğum Ağırlığı(VLBW): Bebeğin doğumda 1500 gramdan az olması.
İleri Derecede Düşük Doğum Ağırlığı(ELBW): Bebeğin doğumda 1000 gr.dan az olması.

Premature Bebeklerde Beslenme
Zayıf ve küçük doğan bebeklerin beslenmesi güçtür. Çoğunda emme refleksi az gelişmiştir. Doğumdan 4-6 saat sonra prematüre bebeğin emme refleksi yeniden kontrol edilir. Bunun için eller sabunla iyice yıkanır, durulanır, kısa tırnaklı küçük parmak bebeğin ağzına sokularak emip emmediğine bakılır. Emme refleksi varsa annenin sütü sağılarak bebeğe kaşık veya damlalıkla

ağzının kenarından birkaç damla verilir ve kolayca yutup yutmadığına bakılır. Emme refleksi gelişmemiş bebekler hemen hastaneye gönderilmelidir.

Premature Bebekte Anne Sütü
Anneye bir an önce bebeği emzirmeye başlaması öğütlenir. Bu bebekler emerken çabuk yorulurlar. Bu nedenle sık sık ve azar azar emzirilmeli, günde en az 8-10 kere beslenmelidirler. Beslenme sırasında sık sık bebeğin gazı çıkarılmalıdır. Bebek anne memesini emiyorsa, sütün süt çeker ile memeden sağdırıp, temiz bir bardağa koyarak damlalıkla bebeğe verilmesi gösterilir.

Anneye, bebeği iki üç gün süreyle biraz daha kuvvetlenene kadar bu şekilde beslemesi söylenir.Annenin ağır hastalığı ya da ölümü gibi nedenlerle anne sütü verilemeyecekse, bebek başka bir sütannenin sütü ile veya prematüreler için hazırlanmış ticari mamalarla, o da yoksa inek sütüyle beslenir. Anne ve ‘bebeğe bakan kimseye inek sütünü hazırlarken kullanacağı kapların, sütün konacağı şişenin emziklerin, kendi ellerinin, tırnaklarının çok temiz olması gerektiği Önemle anlatılır. Sütün konacağı şişe ve emzikleri tencere içinde en az 15 dakika kaynatması söylenir. Kaynatılmış emzik ve şişeler, kullanılıncaya kadar üzeri kapalı bırakılmalıdır.

Doğum ağırlığı çok düşük olmayan prematüre bebeğe kilo başına günde 1/2 çay bardağı süt, aynı miktar kaynatılmış soğutulmuş su ile karıştırılıp içine 1 tatlı kaşığı şeker, 1/2 çay kaşığı sıvı yağ konarak verilir.Unutulmamalıdır ki bu beslenme şekli kesinlikle anne sütü verilemiyorsa ve prematüre bebekler için hazırlanan mamalar alınamıyorsa yapılacak bir beslenme şeklidir.Aksi takdirde inek sütü bebeklere 1 yaşından önce verilmemelidir.

Örnek: 2 kg bir bebek günde,
1 çay bardağı süt
1 çay bardağı su
2 tatlı kaşığı şeker
1 çay kaşığı sıvı yağ
alabilir. Süt karışımı her seferinde taze hazırlanmalıdır. Bebek bir seferde verilecek sütü bitirmezse bu biberonda bırakılmamalı, atılmalıdır. Prematüre bebeklere, anne sütü alsın almasın ek olarak C ve D vitamini içeren şuruplar verilmelidir. Prematüre bebeğin iyi beslenip beslenmediği her gün dikkatle tartılarak kontrol edilir. Bebek iyi besleniyorsa haftada 200 g kadar kilo almalıdır. Eğer kilo eğrisinde düşme görülüyorsa bebek hekime gösterilir.

Görüşlerinizi alt kısımda yer alan yorum formunu doldurarak paylaşabilirsiniz..
Prematüre bebek ne demek?

Advertisements

Sayın tüketiciler; Takviye edici gıdalar hakkında!

Bülten

Sayın tüketiciler;

• Gıda,

• Gıda ile temas eden madde ve malzemeler,

• Takviye edici gıdaların

izin, tescil ve kontrol hizmetleri TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI tarafından yürütülmektedir.

• Takviye edici gıdalara insanların normal beslenmesine destek olması için izin verilmektedir.

• Takviye edici gıda adı altında KİLO VERDİRİCİ–ALDIRICI, BOY UZATICI, CİNSEL PERFORMANSI ARTTIRICI, SİGARA BIRAKTIRICI ve HASTALIKLARI İYİLEŞTİRİCİ gibi niteliklerde hiçbir ürüne Bakanlığımızca ÜRETİM ya da İTHAL İZNİ VERİLMEMEKTEDİR.

• Bakanlığımızca üretim veya ithal izni verilen takviye edici gıdaların isimleri, üretim ve ithal izni tarih ve sayıları ile üretici ve ithalatçı firma isimleri http://www.kkgm.gov.tr internet sitesi ana sayfasında yayınlanmaktadır. Bu bilgilerin tümü ürünün etiketi üzerinde doğru ve eksiksiz olarak yer almalıdır.

• Marka, isim, üretici-ithalatçı firma gibi bilgilerinin Bakanlığımızca yayınlanan bilgilerden FARKLI OLMASI ve/veya takviye edici gıdanın yukarıda belirtilen özelliklerinin olduğunun iddia edilmesi durumunda ürünleri KESİNLİKLE KULLANMAYINIZ.

TAKVİYE EDİCİ GIDA

İLAÇ DEĞİLDİR

HASTALIKLARI ÖNLEMEZ – TEDAVİ ETMEZ

KİLO VERDİRMEZ

CİNSEL PERFORMANSI ARTTIRMAZ

BOY UZATMAZ

• Piyasada bu etkilere sahip olduğu iddia edilen ürünlerin;

1- YALAN BEYANLA Bakanlığımızdan izinli oldukları iddia edilmektedir.

2- Etiket ve tanıtımlarında başka firmalara ait ithalat ya da üretim izni tarih ve sayıları kullanılmaktadır.

3- İzni alınırken beyan ve taahhüt edilen bilgilerden farklı etiket, ambalaj ve reklamlarla satışa sunularak TÜKETİCİ YANILTILMAKTADIR.

REKLAMLARDA VE

İNTERNET SİTELERİNDEKİ YALANLAR !

Bakanlık Onaylı Zayıflama Hapı

Bitkisel Yağ Yakıcı Tablet

7 Gün Etkili Cinsel Performans

%100 Bitkisel Cinsel Hayatı Düzenleyici

Doğal Haplarla Boyunuzu Uzatın

Boy Uzatıcı Besin Desteği

Sigara Bırakmaya Yardımcı Bitkisel Tablet

Böbrek Taşına Doğal Çözüm

Bitkisel Tablet ile İyileşeceksiniz

Bitki Özlerinden Oluşan Kapsül Hastalığınıza Son Verecek

Hastalığınızın Tedavisinde Etkili Besin Desteğidir

TÜKETİCİLERİMİZİN DİKKATİNE!

KİLO VERDİRİCİ-ALDIRICI, BOY UZATICI, CİNSEL PERFORMANSI ARTTIRICI, SİGARA BIRAKTIRICI ve HASTALIKLARI ÖNLEYİCİ İYİLEŞTİRİCİ etkisi olduğu iddia edilen ürünlere itibar etmeyiniz.

İnternet sitelerindeki yayınlanan bilgiler ve satılan ürünlerin ALDATICI OLABİLECEĞİNİ unutmayınız.

Bu ürünleri ve satış noktalarını Bakanlığımızın 174 ALO GIDA HATTI’na veya http://www.alo174.gov.tr internet sitesine bildiriniz.

Yapılan uygunsuz reklam ve ilanları SANAYİ ve TİCARET BAKANLIĞI’ na bildiriniz.

Radyo ve televizyonda yer alan uygunsuz reklamları RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU’na bildiriniz.

Şikayetleriniz için :

Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü

Akay Cad.No:3 Bakanlıklar/ANKARA

Telefon: ( 0 312) 417 41 76 Faks: (0 312) 419 83 25

http://www.kkgm.gov.tr

Tarım İl Müdürlükleri

T.C.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI

Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü

TAKVİYE EDİCİ GIDA

2011

Sayın tüketiciler; Takviye edici gıdalar hakkında!

İştahınıza hakim olamıyor musunuz

İştahınıza hakim olamıyor musunuz

Atıştırma krizine giriyor musunuz? Bu öneriler tam size göre.

Diyetin en zor kısmı canınızın bir şeyler çektiği zamanlar. Eğer siz de iştahınıza hakim olamıyor, sürekli bir şeyler yeme arzusu duyuyorsanız Diyetisyen Yasemin Batmaca’nın önerilerine kulak verin.

ATIŞTIRMA KRİZLERİNDEN KURTULUN
Gün içinde sık ve az öğünler yemek, iştahınızın kontrolden çıkmasını önlemenin en kolay yolu. Belki yine arada bir şeyler atıştırmak isteyebilirsiniz, ama bu sefer yiyeceğiniz miktarlar az olacaktır. Böyle bir durumda atıştırmak için sağlıklı karbonhidratlara yönelin, çünkü bu besin türü sindirim sisteminde daha uzun süre kalıyor ve şeker seviyenizi yavaşça yükselterek daha uzun süreli bir tokluk hissi sağlıyor.

ÇİĞNEYEREK YİYİN
Yiyecekleri uzun süre çiğnedikten sonra yutmak, beynin vücuda giren besinleri kaydetmesine zaman tanımak anlamına geliyor. Üstelik bu şekilde tat alma duyusu da tatmin oluyor. Böylece doyduğunuzu anlamanızla, yemeye son vermeniz arasındaki zaman kısalıyor. Fazla yemekten kaynaklanan sindirim sorunlarından kurtulmanız da ayrı bir avantaj!

TAT ALMA DUYUNUZU UYANDIRIN
Yapılan araştırmalara göre, tat alma duyusunu değişik tatlarla tatmin etmek, daha az miktarlarla yetinmeyi sağlıyor. Sürekli aynı yemeği yemek de, özellikle tadı hoşunuza gitmiyorsa, bir süre sonra tat alma mekanizmanızın iptal olmasına yol açıyor. Ve bu nedenle de kendinizi sanki hiç yemek yememiş gibi hissedebiliyorsunuz. Böyle bir durumu engellemek için öğünlerinizi taze otlarla ve baharatlarla tatlandırabilirsiniz.

BOL BOL SU İÇİN
Su içmek kendinizi tok hissetmeniz açısından önemli. Ayrıca vücudunuz susuz kaldığında çoğu zaman açlık hissine benzeyen sinyaller gönderiyor. Bol su içmek, bedeninizin su istediği zamanlarda yemeğe yönelmenizi engelleyecektir.

GÜÇ GEREKTİREN EGZERSİZLER YAPIN
Egzersizleriniz zorlaştıkça vücut ısınız artıyor ve daha fazla kalori yakmaya başlıyorsunuz. Bu durum da egzersizi takip eden birkaç saat boyunca iştahınızın bastırılmasına neden oluyor. Böyle bir durumda normal öğün saatinden birkaç saat önce egzersiz yapmak en mantıklısı. Çünkü öğün saati geldiğinde spor yapmanın verdiği etkiyle iştahınız biraz daha kapanır. Fakat asla öğün atlama hatasına düşmeyin, aksi halde hem vücudunuz zayıf düşer, hem de bir süre sonra aşırı yeme isteği duyarsınız.

YEME İSTEĞİ BEYİNDE BAŞLIYOR
Beyin, vücutta enerjinin azaldığını fark eder etmez açlık hissetmemize yol açan kimyasal maddeler salgılıyor. Bunun sonucu doğal olarak biz de yeme gereği hissediyoruz. Ancak beynimizin bu kimyasal maddeleri salgılayan kısmı, aynı zamanda duyguları da kontrol ediyor. İşte, sıkıldığımız veya kendimizi kötü hissettiğimizde hemen buzdolabına koşmamızın başlıca sebebi bu. Ayrıca yemeklerin tadı, kokusu veya görüntüsü de açlık duygusuna neden olabiliyor. Örneğin, yemek sonrasında canınız tatlı vitrininde duran o dondurma kasesinden çekiyorsa, bunun nedeni kesinlikle aç olmanız değil, kontrolden çıkan yeme isteğinizdir. Eğer bunu aklınızdan çıkarmazsanız, tokken yediğiniz yemek miktarını en aza indirmiş olursunuz.

Bugün

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=69966&cat=220&dt=2008/04/25

İştahınıza hakim olamıyor musunuz

Gebelikte ev ortamı nasıl olmalı ?

Gebelikte ev ortamı, özellikle banyo ve tuvalet, kazalara, düşme ve kaymalara kar­şı düzenlenmelidir. Banyoda ve tuvalet­te iken gebeler kapıyı arkadan kilitlememelidir.

Gebenin bulunduğu evde veya hiç değilse bulunduğu odada, si­gara içilmemelidir. Ev günlük olarak ha­valan dırılmalı dır.

Ayrıca bulaşıcı hastalığı olan yakınları ile hastalıklarının bulaşıcılığı geçene kadar aynı ev ortamında bulunmaması için ted­bir alınmalıdır.
Evde kedi-köpek besleniyorsa doğum sonrasına kadar evden uzaklaştırılmalıdır. Kedi dışkısından Toxoplazma denen bir enfeksiyon gebeye geçebilir, bu da bebek­te bazı sakatlıklara veya düşüğe sebep olabilir. (Bu enfeksiyon iyi pişirilmemiş, çiğ kalmış etlerin yenmesiyle de geçebilir. Bu yüzden etlerin iyi pişirildiğin­den emin olunmalıdır.).

Ayrıca ev ortamında stresli, üzücü konula­rın gebelerin yanında konuşulması olabil­diğince engellenmelidir.

Gebelikte ev ortamı nasıl olmalı ?

Akneyle savaşmanın yolları

Akneyle savaşmanın yolları

Gençler ve ergenlik çağındakilerin ortak sorunu olarak bilinen “Akne” dermatoloji kliniklerine başvuru sebepleri arasında ilk sıralarda yer alıyor.

Günümüzde 25 yaş sonrasında da giderek artan bir problem haline gelmeye başlayan aknelerin (sivilce) uygun tedaviyle kontrol altına alınabileceğini belirten Anadolu Sağlık Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Sadiye Kuş hastaların erişkin aknesinin tedaviye dirençli olduğunu kabullenmesinin ve hekim tarafından önerilen tedavileri bıkmadan uzun süreli devam ettirmelerinin önemine değindi.

Akne, 15-45 yaş aralığında dermatoloji kliniklerine başvuru nedenleri arasında diğer hastalıklara göre açık ara önde. Ergenlik çağında erkeklerde daha sık görülen akne, erişkinlik
döneminde ise daha çok kadınları etkiliyor. Erişkin akneleri olarak adlandırılan 25 yaş sonrası akneleri ağırlıklı olarak ağız ve çene çevresinde uzun süre devam eden derin yerleşimli lezyonlar şeklinde olup kaşıntı ve ağrı gibi yakınmalara yol açabiliyor.

Aknenin ergenlikten beri hiç sönmeden devam ettiği “persistan akne” ve 25 yaş ve sonrasında ortaya çıkan “geç başlangıçlı akne” olarak iki şekilde görülebildiğini belirten Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Sadiye Kuş “Erişkin yaşlarda daha çok kadın hastaları etkileyen problem genellikle hafif seyretme eğilimindedir” dedi.

Dr. Sadiye Kuş sözlerine şöyle devam etti, “Klasik olarak akne oluşumu derideki yağ bezleri tarafından üretilen sebumun gözenekleri tıkaması, bakterilerin
buralara yerleşmesi ve bunun sonucunda iltihaplı sivilcelerin gelişmesine bağlıdır. Erişkin aknesi ise daha karmaşık, henüz tam olarak nasıl ortaya çıktığı yeterince aydınlatılamamış bir akne çeşididir.”

Aknenin erişkin yaşta görülmesine neden olduğu düşünülen faktörlerinden söz eden Dr. Sadiye Kuş, “Androjen (erkeklik) hormonlarına aşırı duyarlılık ya da bunların fazla üretimi, doğum kontrol hapları arasında androjenik özelliği yüksek olanların kulanımı, stress, dirençli bakterilerin kıl kökü ve yağ ünitelerine yerleşmesi, hava kirliliği, yetersiz uyku, sigara akne oluşumuna neden olan faktörler arasındadır” dedi.

Erişkin aknesinin tedaviye dirençli olduğunun altını çizen Dr. Sadiye Kuş “Arka arkaya farklı tedavilerin denenmesi gerekebilir. Akne tedavisinde elimizdeki en
güçlü ilaç olan isotretinoin tedavisi sonrası bile tekrarlama oranı %32’dir. Çoğu ilaç ergenlerin yağlı derisinin ihtiyaçlarına göre formüle edildiğinden daha kuru olan erişkin derisinde problem yaratabilir. En etkili tedavi çoğu zaman deneme yanılma yöntemiyle bulunur. Bu nedenle farkı tedavilerin bıkıp usanmadan denenmesi gerekebilir. En doğru tedavi yöntemine ulaşıldığında ise tedavinin başarısının sürekli olması için düzenli bir şekilde tedaviye devam edilmesi gerekir” dedi.

Dr. Sadiye Kuş akne tedavisinde ek olarak diğer yapılması gereken şöyle sıraladı;
Cilt kurutmayacak yumuşak bir ürünle günde bir ya da iki kez temizlenmelidir. Aşındırıcı yapıda ve cildi tahriş edici temizleyicilerden kaçınılmalıdır.

Kapatıcı makyaj malzemelerinden, saç spreylerinin ve
jölelerin cilde temasından kaçınılmalıdır.

Sigaranın erişkin aknesini ortaya çıkaran faktörlerden biri olduğu kanıtlanmıştır. Ayrıca aknenin şiddeti içilen sigara miktarına bağlı olarak artmaktadır.

İyi beslenme ile akneyi tedavi edemeyiz ancak iyi yönde etkileyebiliriz. Bunda glisemik indeksi yüksek olmayan gıdalarla beslenme alışkanlığı geliştirmek mevcut çalışmalar ışığında önemli bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır.

Akne tedavisinde salisilik asidli peelingler etkili ve güvenilir olmaları nedeniyle özellikle tercih edilen ve erişkin aknesini kontrol altına almak için dönem dönem uygulanması önerilen peeling çeşidir.

Orta şiddetli olgularda hekim önerisi ile kullanılacak topikal (sürülerek kullanılan) ya da ağızdan alınan antibiyotikler, düşük androjen
hormon içerikli doğum kontrol hapları yararlı olabilmektedir.

Akneyle savaşmanın yolları

Sağlıklı yaşam vücut saatinde gizli


İnsanlarda biyolojik sistem çeşitli durumlarda ve farklı sürelerde salınım gösterir. İşte vücut saatine göre neyi ne zaman yapmamız gerektiği…
Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu (BESYO) Müdürü Doç. Dr. Kürşat Karacabey, insan vücudunun her işi yapabilmesi için ideal bir saati bulunduğunu, hangi işin hangi saatte yapılması gerektiğinin insanın genlerine kodlandığını söyledi.

Her işin verimli ve başarılı şekilde yapılabilmesi için ideal bir saatinin olduğunu, hangi işin hangi saatte yapılması gerektiğinin insanların genlerine kodlanmış olduğunu kaydeden Karacabey, başarı ve verimliliğe iş ya da etkinliğin yapıldığı zamanın önemli etkisinin olduğuna dikkati çekti.

Saat 01.00-02.00

Verimliliğin ve dikkatin en düşük olduğu saatler. Bu saatte hala çalışanlar hata yapmaktadır. Çünkü vücut kendini uykuya ayarlamıştır. Görme ve refleksler zayıftır, istatistiklere göre bu saatlerde yapılan trafik kazaları oldukça fazladır. Saat 03.00

Metafizik ve yoğunluk safhası, bu saatlerde insan içe dönüktür, bedensel ve ruhsal olarak karanlık bir safhadır. Melatonin hormonun salgılanması arttığından dolayı kişi tembel ve kararsızdır. Bu saatlerde insanların bunalıma girme ve intihar eğilimleri yüksektir. Saat 04.00

Vücut kendini yeni güne hazırlamaya başlar ve enerji üretilmeye başlanır. Kan basıncında yükselme ve damarlarda gerilmeler oluşmaya başlar. Bu nedenle 04.00-06.00 saatleri arası enfarktüs krizi geçirme oranı oldukça yüksektir. Kalp rahatsızlığı olanlar ve erken saatlerde spor yapanların dikkatli olmaları gereken bir zaman dilimidir. Saat 05.00-06.00

Yeni güne merhaba saatidir, stres hormonu gündüz değerinin yaklaşık altı katına çıkar. Vücudumuz harekete geçer, gece boyu kayıp edilen enerji tekrar yerine konulur. Metabolizma hareketlenir ve günün işleri için enerji ve protein sentezlenir. Artık vücut yeni güne başlamak için hazır pozisyondadır. Saat 07.00

Organizma uyanmıştır, ancak hala zayıftır, kaslar ve eklemler ısınmamış hala soğuktur, bu saate spor yapmaktan kaçınmalıyız. Spor yerine güzel bir kahvaltı yapmalıyız, sindirim sistemi iyi çalışmaktadır. Karbonhidratlar hiç depo edilmeden direk enerjiye çevrilmektedir. İstediğimiz gibi kahvaltı yapabiliriz. Saat 08.00

Nabız ve tansiyon yükselmeye başlamıştır. Uyurken yaklaşık 60 olan kalp atım sayımız uyandığımızda sağlıklı bireylerde yaklaşık 72-78 atış arasına çıkar. Çalışmamız için gerekli olan bu kalp artışı kalp krizi riskini de artırabilir. Kahvaltı sonrası içilen sigaralara da çok dikkat edilmesi gereken bir saattir çünkü damarlar her zamankinden daha fazla daralmaktadır. Saat 09.00-11.00

En etkin çalışma saatleridir. Kısa süreli bellek en yüksek seviyede olup bu saatler yoğun çalışma için en uygun ve en verimli saatlerdir. Aynı zaman da konsantrasyon ve mantıklı düşünüp karar vermek için en ideal saat olarak göze çarpmaktadır. Saat 12.00-14.00

Yorgunluğun baş göstermeye başladığı saatlerdir. Dikkat dağılmaya başlamış ve uyku hali oluşmuştur. Beyine giden kan miktarı azalmaya başlamıştır. Çünkü öğle yemeği saati gelmiş kan sindirim için yoğun olarak mide tarafından kullanılacaktır. Öğle yemeğinin ardından uyku hali iyice bastıracaktır. Bu saatlerde öğle uykusu yapabilen kişilerde enfarktüs geçirme oranı yaklaşık yüzde 30 oranında düşecektir. Saat 15.00

İnsanın kendisini en mutlu hissettiği saattir. Bu saatte mutluluk hormonu endorfinin salgılanması en yüksek seviyeye çıkar. Yeni işler için enerji yeniden gelmiştir, belleğimiz tam yerindedir. İkinci en verimlilik dönemi yaşanır ama bu verimlilik oranı sabahkinden daha düşüktür. Saat 16.00-17.00

Adrenalin hormonu en yüksek seviyeye ulaşmıştır ve kaslar çok güçlü durumdadır. Kuvvet artışı en yüksek seviyeye ulaşmış, organlar yüksek performansla çalışmaktadır. Beyin-kas koordinasyonu mükemmel boyuttadır. Küçük kas gruplarının da en güçlü ve en etkili olduğu saat dilimidir. Yapılan istatistiklerde olimpiyat rekorlarının en çok bu saatlerde kırıldığı saptanmıştır.
Sağlıklı yaşam vücut saatinde gizli

2011 saç trendi tokalar çok moda

İşte size bir nostalji modası daha Melek’lerim:) 2011 saç trendinde tokalar yenidentahtına oturdu Melek’ler:)

toka 2011 saç trendi tokalar çok moda

Yapraklı, büyük ve hacimli, mavi renklerde tokalar geri döndü. İlkbahar yaz koleksiyonunun sunulduğu podyumlarda saçları tutturmak için çeşitli tokalar ve klipsler kullanıldı. Marc Jacobs’dan Carolina Herrera’ya büyük koleksiyonlarda büyük çiçekli tokalardan ufak şık toklara kadar birçok çeşit kullanıldı.

2011 saç trendi tokalar çok moda

Tag Cloud