sağlık, kadın, hastalıklar, cilt bakımı, sağllık haberleri, sağlık bilgileri, çocuk, pspikoloji

Archive for the ‘Sağlık’ Category

Cildi güneşten korumanın yolları

Yaz aylarında güneşin cildimize olumsuz etkileri vardır. Güneşte uzun süre kalan kişilerde cilt kuruması ve sertleşmesi görülmektedir. Cildinize doğru bakımı yaparak güneşin zararlı etkilerinden korunabilirsiniz.

cilt gunes Cildi güneşten korumanın yolları

Nemlendirici şart
Bu problemleri engellemenin en kolay yolu sık sık yıkanmak, derimizin gözeneklerini açık tutmaya çalışmaktır. Ancak su da, deniz, havuz, sabun gibi cildimizin kurumasına neden olan diğer bir faktördür. Yani yaz aylarında suyun ve güneşin kuruttuğu derimizi uygun nemlendiricilerle sürekli nemlendirmek gerekmektedir.

Daha çok, hassas ve kuru derili çocukların yüzünde yaz aylarında açık renkli, hafif kepekli lekeler oluşur .Bunların da engellenmesi ve tedavi edilmesi derinin güneşten korunması ve nemlendirilmesi ile mümkün olur.

Yine sıcak günlerde saç ve ayak bakımına da özen gösterilmelidir.

İsilik ve sivilceye karşı
Kalınlaşan yağlı deri bölgelerine asit salisilik, retinoik asit içeren losyon veya jel formunda deri incelticiler uygulamak isilik ve sivilce oluşumunu önleyebilir. Eğer cildimizde isilik veya sivilce oluşursa antibiyotikli losyon veya jeller, bazen de bazı sistemik ilaçlar gerekebilir.

Kuruyunca gövde, kol ve bacaklara, daha çok lastik asit ve üre içeren yağlı losyonlar, kremler; ayaklara ise vazelin ve asit salisilik içeren merhemler uygulamak deriyi rahatlatacaktır.

Güneş lekeleri
Yaz aylarında güneşten gelen ultraviyole ışınları, deride değişik lekeler oluşturmaktadır. Bunlar: Çiller: Özellikle yüze yerleşen küçük kahverengi lekelerdir. Kışın azalırlar.
Lentigolar: Güneş gören yerlerde oluşan çillerden daha büyük ve kışın gerilemeyen kahverengi lekelerdir. Karaciğer lekeleri de denmektedir. Açık renk derilerde, sarışınlarda ve orta yaş üstünde daha sık görülmektedir.

Açık renkli lekeler(hipomelenoz): Kol ve bacakların alt kısımlarında görülürler. Birkaç milimetre çaplı, yuvarlak ve açık renk lekelerdir.

Melazma (kloazma): Çeşitli nedenlerle ışık duyarlılığı (fotosensitivite) olan kişilerde yüzde oluşan yaygın koyu renkli lekelerdir. Işık duyarlılığı yapan nedenlerin en sık görülenleri
Cildi güneşten korumanın yolları

Advertisements

Artık saçlarada botoks yapılıyor!

Dudak ve göğüslere uygulanan botoks artık güzelliğin aynası olan saçlarada uygulanıyor. Saçlara uygulanan botoks sayesinde saçınız 15 yaşındaki haline dönebilir. Saç botoksu hakkında bilgileri uzmanlarımız açıklıyor…

sac botoks Artık saçlarada botoks yapılıyor!

5 yıl kadar önce, Brezilya’da keşfedilmiş kalıcı fön. Bu yüzden adı ‘Brezilya fönü’ olarak kalmış. Kısa süre içinde de ünlüler için vazgeçilmez hale gelmiş. Sözgelimi Brezilyalı süper model Gisele Bündchen ve Amerikalı televizyon yıldızı Nicole Ritchie gibi ünlüler bu tekniği kullanıyor. Ayrıca Hollywood şöhretleri Halle Bery ve Jennifer Aniston da bu yöntemin sadık takipçilerinden. Kalıcı fön yapılıyor, saç 4-6 ay boyunca fönlü gibi görünüyor.

Türkiye’de yeni uygulanmaya başladı ama kuaförler talepler doğrultusunda bu yönteme kendi imzalarını atmaya başladı. Nasıl mı? Yıpranmış, kırılmış, cansız hale gelmiş, kimyasal işlem görmüş saçlara iki saatte keratin yükleniyor. Bütün saç cinsleri için uygun olan işlem sonucunda, özellikle kıvırcık saçlar, normal fönle elde edilemeyecek kadar parlak ve düz bir görünüm kazanıyor.

Brezilya keratini ile işlem yapmak için önce saç, sodyum içermeyen bir şampuanla yıkanıp kurutuluyor. Saç, boya işlemi yapar gibi bölümlere ayrılıp keratin sürülüyor. Kurutma işleminin ardından saç, 232 derecede ısıtılmış düzleştirici ile şekillendiriliyor. Yüksek ısı ve buhar, saçın kalıcı bir şekilde keratinle kaplanmasını sağlıyor. Keratin ile doyan saç, çok daha yumuşak, daha canlı oluyor ve kolayca her şekle girebiliyor.

İster dalgalı isterseniz düz

Yöntemin Türkiye’deki uygulayıcılarından olan San Stüdio Kuaför’ün kurucusu Nazmi Kul “Botoks nasıl yüzde gençlik yaratıyorsa, saçta da keratinle botoks etkisi elde ediliyor” diyor.

Nazmi Kul devam ediyor; “Bu yöntemi düzleştirici olarak kullanmakla kalmıyoruz, isteyenlere dalga da yaratıyoruz. Keratinin mucizevi etkisi uygulamanın ilk dakikasından itibaren hissediliyor.

Özellikle kopma aşamasına gelmiş saçlara bu yöntemi uygulayarak müthiş sonuçlar elde ediliyor. Çalışan kadınlar, kuaföre gitmeden bakımlı saçlara sahip oluyor”. Keratin yüklemesi uygulamasının ücreti, saçın uzunluğuna göre 200-350 TL arasında değişiyor.

Artık saçlarada botoks yapılıyor!

Bekarlık sultanlıkmıdır?

”Bekarlık sultanlıktır” diye bilinsede, kimine göre yanlız sultanlık olmaz,kimine görede kadersizliktir. Peki ya size göre?
evlilik6 5402 Bekarlık sultanlıkmıdır?

İşten eve döndüğümüzde bizi karşılayacak birinin olması, birlikte güzel bir yemek yiyerek o günkü olayları paylaşmak ve huzurlu bir uyku uyumak. İşte bu bekar insanların özlemini çektiği bir tablodur. Eve arkadaşlarını veya akrabalarını çağırarak böyle bir gece geçiren ve bundan keyif alanlar da var elbet. Bu tarz şeyleri sadece eşlerle yapmayız. Fakat genele yayıldığında bekarlar her geceyi düzenli ve alışılmış sınırlar içinde geçirmenin hayalini kurar. Konuşmak, bir konu üzerinde tartışmak, yatağa yatıp birlikte geçirilecek bir geleceği düşlemek… İşte tüm bunlar bekarların özlemini çektiği şeylerdir.

Paylaşma isteği
Evliliğe karşı olanlar bile bir gün doğru kişiye rastladıklarını hissettiklerinde hayatlarını o insanla geçirmek ister. Fakat o kişiyi bulana kadar çeşitli ilişkiler yaşar ve birçok kişiyi deneriz. Yaşımız ilerledikçe doğru insanı bulamadığımızı düşünüp içten içe panikleriz. Çünkü bir gün gözümüzün kenarında çizgilerle ve yorgun bir kalple uyandığımızda yanımızda yatan bir hayat arkadaşı olmamasından korkabiliriz.

Tüm bunların yanında kendi yolumuzu çizdiğimizi, birlikteyken mutsuz olmaktansa yalnız ama huzurlu olmayı seçtiğimizi kendimize gösteririz. Bu kendimize olan güvenimizi güçlendiren bir seçimdir. Fakat yine de içimizdeki ‘paylaşma’ arzusunu bir türlü söndüremeyiz.

Peki ya evliler
Hayatını bir insanla paylaşan kişiler özellikle uzun süredir evlilerse yalnızken her şeyin çok farklı olduğunu söyler ve sık sık eski günleri özlediklerini dile getirir. Hiç kimseye hiçbir konuda hesap vermemek, eve istediği saatte gelmek kısaca ‘özgür’ olmak evli insanların en çok özlem duyduğu şeydir. İki kişi yerine “tek” kişi olarak sadece yüreğinin gösterdiği yere gitmek evlilerin çok uzun zaman önce unuttuğu bir kavramdır.

Acele etmeyin
Bekar olmanın da evli olmanın da kendine has negatif ve pozitif yanları vardır. Fakat şu da bir gerçektir ki herkes sonsuza kadar mutlu olacağı bir evliliğin hayalini kurar. Önemli olan doğru zamanda doğru insanla amacın mutluluk olduğu bir ilişki kurmak ve bu ilişkiyi iki tarafın da ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda başarılı bir şekilde geleceğe taşımaktır. Hayatınızı biriyle birlikte mi yoksa yalnız mı geçirmek istediğinize karar vermeniz için acele etmenize gerek yok. Hayatın size sunduğu işaretleri takip edin ve mutluluğu hangi tarafta bulacaksanız oraya yönelin.

Evlilik alın yazımıza yazılan yazıların arasında gelir, eğer ki günü zamanı gelmemiş ise eğer siz ne kadar istesenizde olmuyor. O yüzden evleneceğim diye acele etmeyin zamanına bırakın. kaderin önüne hiç kimse geçemiyor malesef…

Evlenecek olan çiftlerimze mutluluklar dileriz…

Bekarlık sultanlıkmıdır?

Fırında Patlıcan Kebabı Tarifi

Fırında Patlıcan Kebabı tarifi için gerekli olan malzemeler nelerdir? Fırında Patlıcan Kebabı nasıl yapılır? Resimli ve açıklamalı Fırında Patlıcan Kebabı tarifi. Değerli kullanıcılarımız işte sizlere bir yemek tarifi daha sunuyoruz. Fırında Patlıcan Kebabı tarifini hazırlamak hiç bu kadar zevkli olmamıştı. Çok yakında Fırında Patlıcan Kebabı videolu tarifinide sayfamızda görüntüleyebileceksiniz. En lezzetli yemek tarifleri için bizi takip etmeye devam etmelisiniz.
MALZEMELER

500 gr orta yağlı koyun kıyması
1 kg orta boy patlıcan
1 kg domates
2 soğan
4-5 adet yeşil biber
tuz, karabiber, kırmızı biber
1 çay bardağı sıvı yağ
2-3 diş sarmısak
HAZIRLANIŞI

1 adet soğanı ve sarmısakları rendeleyin. Buna kıymayı, tuzu karabiberi ve kırmızı biberi de ekleyin. Güzelce yoğurun, elde ettiğiniz köfte hamurunu 1 saat dolapta bekletin. Patlıcanları kalın halkalar halinde kesin ve acısının gitmesi icin tuzlu suda bekletin. Köftelerden ceviz büyüklüğünde parçalar alarak 2 patlıcan halkasının arasına yerleştirin, ve bu islemi tüm malzemeye uygulayın. Eğer 5 patlıcan kullandıysanız arasında köfte olan 5 patlıcan elde edersiniz. Bu köfteli patlıcanların arasından malzemenin dağılmaması icin cöp şişler gecirin. Ve tepsiye yerleştirin. Domateslerin kabuklarını soyun ve küçük küçük doğrayın, buna doğranmış bir soganı da ekleyin ve patlıcanları üzerine dökün. Yesil biberleri de patlıcanların üzerine ilave edin. En son olarakta sıvıyağı tepsiye dökün ve 300 derecede 45 dakika pişirin ve bulgur pilavı ile servis yapın.

Fırında Patlıcan Kebabı tarifi için sorularınızı olumlu yada olumsuz yorumlarınızı alt kısımda yer alan yorum formunu kullanarak bizlere iletebilirsiniz. Ayrıca Fırında Patlıcan Kebabı tarifini facebook, twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde paylaşabilirsiniz. Unutmayınızki göndereceğiniz her yorum sizler için daha faydalı paylaşımlar yapmamıza olanak sağlayacaktır.
Fırında Patlıcan Kebabı Tarifi

Oruç tutanlara öneriler

Oruç tutanlara beslenme önerileri. Oruç tutarken nasıl beslenmeliyim? Oruç tutarken hangi gıdaları tüketmeliyim? Oruçluyken nelerden kaçınmalıyım? Oruç tutarken nelerden uzak durmalıyım? Oruç zamanında yağlı yiyecekler zararlı mıdır? Oruç tutarken hangi yemekleri tüketmek daha faydalı olur? Kimler oruç tutabilir kimler oruç tutamaz? Oruç tutarken beslenme yöntemim nasıl olmalı? Oruç tutarken dikkat edilmesi gerekenler? Ramazan ayında dikkat edilmesi gereken beslenme yöntemleri nelerdir? Ramazanda sağlıklı beslenme yolları.

İşte oruç tutanlara öneriler;

Ramazan ayı yaklaşıyor.. Peki oruç tutarken sağlığımızı korumak için nelere dikkat etmemiz gerektiğini biliyor musunuz?1 ay süresince tan yerinin ağarmasından itibaren güneşin batışına kadar herhangi bir şey yiyip içmeyerek yapılan bir ibadet olan oruç, bilinçsiz yapıldığı takdirde bazı sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. En başta günde en az 4–5 öğün olan günlük diyetlerimiz 2-3’e kadar düşmektedir.

Türk toplumu olarak örf adet geleneklerimizden dolayı yağlı ve ağır yemeklerin sofralarda ağırlıklı bulunması sebebi ile birçok insan için Ramazan ayı; kilo alımı ile sonlanır. Aslında bu güzel ayı rahat, işkence çekmeden, zorlanmadan, kilo almayarak keyifle geçirmek herkesin elindedir. Memorial Hastanesi uzmanları nasıl niyet ederek oruç tutuluyorsa bu ayda yapılması gereken beslenme önerilerine de kulak vermenin ve uygulamayı niyet etmenin önemli olduğunu vurguluyor.

Oruç tutmak kimler için sağlıksız olabilir?
Gebe ve emzirme dönemindeki kadınlar Büyüme çağındaki çocuklar Yaşlılar Yolculuk yapanlar Sindirim problemleri olanlar ( Örneğin mide bağırsak hastalığı olanlar) Tansiyon ve şeker hastalığı olanlar Psikolojik hastalığı olanlar Yoğun egzersiz yapan sporcular

Oruç tutarken metabolizma yavaşlıyor
Ramazan ayında uyku ve beslenme üzeninde değişikliklerden dolayı metabolizmanın çalışması da değişmektedir. Özellikle uzun süren açlıkla beraber yavaşlaması söz konusudur. Daha hareketsiz yaşam daha az harcanan enerjiden ve iftar öğünü ile alınan yüksek kaloriden dolayı yavaşlayan bu metabolizmaların kilo alımı kolaylaşır. Alınan günlük toplam enerjilerin yağdan gelen oranı yüzde 48’lere kadar artmaktadır; bu sebeple kol, bacak ve karın bölgesindeki yağ yüzdeleri artar, kas alanları azalır.

Yağlı yiyecekler kilo alımına neden oluyor
Yurtdışında yapılan çalışmaların çoğunluğu oruç tutanların kilo kaybı yaşadığını beden kitle indekslerinin düştüğünü gösterirken, Türk toplumunun Ramazan ayında yaptığı beslenme düzeni kilo aldıklarını göstermektedir. Akşam iftar sofraları günlük alınması gereken kalorinin yüzde 65’ine yakınını kapsamaktadır. Alınan kalori yağ ve karbonhidrat ağırlıklı olunca kilo almak kaçınılmaz hale gelmektedir.

Ramazan süresince yağlı ve ağır yemekleri tercih eden kişilerin kan kolesterol düzeylerinde istenmeyen artışlar yaşanabilir. LDL kolesteroldeki ( kötü huylu ) bu artışlar toplam kolesterolü arttırabilirken günlük egzersizlerdeki azalma HDL ( iyi huylu kolesterol) seviyeleri düşebilir. Yine trigliseritler de yükselişler Ramazan ayı sonrasında kendini göstermektedir.

Hamilelik döneminde sakıncalı… Çünkü;
Hamilelik döneminde annenin beslenme durumunun yeterli ve dengeli olması annenin sağlığını daha uzun süre sağlıklı kılar, bebek sağlıklı doğar. Bazı besin öğelerinin yetersiz alınması bazı anomalilerin oluşmasına sebep olur. Örneğin; folik asit yetersizliği nöral tüp defekti, A vitamini yetersizliği mikrosefali, D vitamini yetersizliği iskelet sistem bozuklukları ve santral sinir sistemi gibi daha birçok sağlık riskleri oluşabilmektedir.

Bebek dışında annede de kansızlık, diş çürümesi, kemiklerden kalsiyum çekimi, yetersiz protein alımına bağlı ödem ve zehirlenme gibi durumlar oluşabilir. Beslenme yetersizliğinin olduğu günümüzde hamile annelerimizin oruç tutarak bu dönemi zorlaştırmamaları hastalıkların riskini artırmamaları gerekmektedir.

Türkiye’ de hamile anneler üzerinde yapılan çalışmalarda oruç tutan annelerin tutmayanlara göre kilo kaybı ve daha az enerji aldığı görülmüştür. Diyetteki protein ve karbonhidrat alımı ise oruç tutmayan annelere oranla enerjinin daha yüksek kısmını kapsamıştır. Günlük sıvı alımlarının düşmesi ile birlikte var olan kabızlık problemini daha fazla yaşadıkları ve vücudun ihtiyacını karşılamadığı da bilinen bir sonuç olmaktan geri kalmamıştır. Özellikler A ve C vitamin alımları ise günlük önerilen miktarların oldukça altında bulunmuştur. Bu sebeple anne adaylarının bu dönemi yeterli ve dengeli beslenerek geçirmeleri gerekir.

Emziren Annelere Öneriler
Anne sütünün bebeğin gelişimi açısından faydaları anlatmakla bitirilmez. Sütün yoğunluğunu ve içeriğini değiştiren faktörler arasında; annenin günlük aldığı sıvı miktarı, emzirme sıklığı ve beslenme kalitesi yer almaktadır. Oruç tutan emzikli anneler arasında yapılan çalışmalarda anne sütünün; çinko, magnezyum ve potasyum değerlerinin azaldığı görülmüştür. Bu minerallerin eksikliği; bebeklerde büyüme geriliğine, iştahsızlık, kilo alamama, tat alma duyusunda bozukluk, dikkat eksikliği, uyku bozukluğu, öğrenme kapasitesinin azalma ve özellikle de sinirsel iletilerde azalmalara yol açmaktadır.

Yine bu annelerin günlük alması gereken vitamin A ve C içeriği gerekenin altında olmuştur. Bu da annenin bağışıklık sisteminin düşmesine daha kolay hastalanır hale gelmesine enden olabilir. Bu gibi sonuçlar hem annenin sağlığını hem bebeğin sağlığını riske eder. Çünkü bu dönemlerde hem bebeğin büyüme ve gelişimi hem de annenin yetersiz beslenmesi istenilmez.

Özellikle emziklilik döneminde oruç tutan anneler oruç tuttukları bu dönem içerisinde kilo alabilirler. Bazı çalışmalar bu rakamı ortalama 1- 1,5 olarak ifade eder. Tercih edilen besin öğelerinin karbonhidrat ve yağ içerikli olması bu durumun baş nedenleridir. Kısaca annelerin en azından ilk 6 ay kesinlikle oruç tutmamaları sonraki dönemlerde tutacaklarsa da besin öğeleri ve sıvı açısından yeterli almaları gerekir.

Spor yapanların oruç tutmaları zordur
Günlük spor yaparak harcadıkları vakit uzun ve yoğun egzersizlerden oluşmaktadır. Gün içerisinde harcadıkları enerji oldukça fazladır. Oruç tutarak yapılan egzersizlerde performans azalışları gözlenir. Yine kaybettikleri sıvıyı yerine koymaları mümkün olamaz ve vücut susuz kalır.

Sporcular üzerinde yapılan bir çalışmada oruç tutanların günlük kalori alımlarında çok büyük değişiklikler görülmeksizin atletik performans kapasitelerinde azalmalar görülmüştür. Bunun sebebi günlük aldıkları kalori ya da uyku düzeninin değişmesi değil gün içinde yaptıkları yoğun egzersizden kaynaklanmaktadır.
Ramazan Ayında Nelere Dikkat Etmeli?


Mutlaka sahura kalkılmalı

Sağlıklı beslenme de sabah kahvaltısı nasıl altın değerinde bir öğünse Ramazan ayında da sahur günün ilk öğünüdür ve önemi yüksektir. Gece yatmadan önce yemek yemek veya gece kalkıp sadece su içip yatmak her ikisi de sakıncalıdır. Çünkü bu tip beslenme, yaklaşık 12 saat olan açlığı, ortalama 18–20 saate çıkarmaktadır. Bu da açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine neden olur. Açlık süresinin uzun olması ve gece öğününü tüketmemesi sebebi ile günlük enerji ihtiyacı yeterli karbonhidrat alınmadığı için glikojen depolarından kullanılır. Bu durumda kas yıkımı olur, metabolizma yavaşlar. Belirtilerde ise; günlük hareketlerde yavaşlama, uyku isteği, baş ağrısı, halsizlik vardır. Bu şekilde oruç tutan kişiler gün içinde çabuk yorulur ve bitkin bir gün geçirirler. Dolayısı ile önem derecesi yüksek olan sahur öğünlerini atlamamak en doğrusudur.

Sahurda doygunluk kapasitesi yüksek kalorisi daha düşük besinlerin tercihi şart
Gün içinde kan şekerinin düşmesini ve uzun süreli açlık sonrası iftarda aşırı besin tüketimini engellemek için sahurda yavaş sindirilen ve besin değeri yüksek gıdaların tüketilmesi çok önemlidir. Kilo akımını engellemek, gün içinde acıkmamak ve günü daha rahat geçirebilmek amacı ile doğru tercihler yapılmalıdır.

Doygunluk içeriği yüksek besinler lifli gıdalar ve protein içeriği yüksek gıdalardır. Lifli gıdaların başında; sebze, meyve, tahıllı ürünler, kuru baklagiller, kuru meyveler, kahvaltılık bazı çeşit gevrekler gelir. Bunlar içerisinde sahurda tercih edilecek olanlar; çorba, sebze yemekleri, meyve ve tahıllı ekmeklerdir. Daha doyurucu ve yavaş sindirilmelerinden dolayı kan şekerini daha uzun süre yüksek tutarlar.

Fakat bilinmesi gereken bir gerçek vardır ki; sahurda yapılacak en güzel öğün kahvaltıdır. Kaliteli bir protein içeriğine sahip yumurtanın tok tutma özelliği vardır. Kolesterolü yüksek ya da sınırda olmayanlar yumurtayı haftada 2–3 kez tüketebilirler. Yumurta, peynir, yağlı tohumlardan ceviz, ekmek, bol yeşillik gibi çeşitlilik arttırılabilir. Ya da kahvaltılık gevrekler, müsli, yulaf ezmesi sütle beraber tüketilerek daha pratik ve doyurucu bir tercih olabilir. Evde yapılmış olan peynirli bir gözleme veya börek de miktarı kişiye uygun olarak yanında bir bardak ayran veya açık bir çay ile beraber sıklığı az olacak şekilde sahur öğününde tüketilebilir. Burada önemli olan sıklığını ve miktarını doğru planlamak gerekir. Bu açıdan bir beslenme uzmanından muhakkak öneri alınmalıdır.

Sahurda Bol Sıvı Almayı Unutmayın!
Vücudun temel gereksinmelerinden birisi de sıvı alımıdır. Oruç tutan kişilerde günlük sıvı ihtiyacı gün içinde tüketilemediği için karşılanamaz. Susuz vücut; yorgunluk, kas krampları, deride kuruma, sindirim sisteminde zorluk, sersemlik ve sıcaklık hissine sebep olur.

Bunun için muhakkak sahurda yatmadan önce, uyanınca, iftar öncesi, iftar sonrası yatana kadar sıvı tüketimini ihmal etmemek gerekir. Bunu alışkanlık haline getirmenin en akıllı yolu ise su içebileceğiniz bu saatlerde gözünüzün önünde su şişeleri bulundurmaktır.

Bu Dönemde Sıklıkla Karşılaşılan Kabızlığa Karşı Ne Yapılabilir?
Yetersiz sıvı bu dönemlerde genelde konstipasyon diğer bir değimle kabızlık riskini arttırır. Sancılı karın ağrıları, şişkinlik yaşayan bireyler daha gergin bir gün geçirirler. Bu sebeple de iftar saatinden sahur bitimine kadar en az 12- 14 bardak sıvı alınması şarttır. Yapılan çoğu çalışma; Ramazan ayı süresince oruç tutan kişilerde sıvı alımını düştüğünü fakat vücut ihtiyacının arttığını gösterir.

İftarda Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Küçük bir başlangıçla iftarımızı açmalıyız. Bu zeytin, hurma, kuru meyve, ceviz, badem veya küçük bir parça cevizli sucuk gibi tercih edilmelidir. Bol suyu yanında ihmal etmemek gerekir. Ilık bir çorba iftar sofralarının vazgeçilmezi olarak tüketilmelidir. Çorbanın hem sıvı ihtiyacını karşılaması hem içeriğindeki besin öğeleri hem de doygunluk verici özellikleri vardır. Ayrıca sindirime de iyi gelmektedir. Yavaş bir şekilde ½ ya da 1 kâse kişiye göre değişerek tüketilmelidir. 15 -20 dakika sonrasında ana yemeğe geçmek en doğrusudur. Ana yemeği; etli veya etsiz sebze yemeği, kurubaklagil yemeği veya kızartma dışında pişirilme yöntemi uygulanarak hazırlanan et yemekleri yapabilirsiniz. Pilav ya da makarna haftada 2 max 3 kez elbette tüketilebilir. Bunu da kepekli pirinç, makarna ve bulgur pilavı tercih etmek en sağlıklısıdır. Yemeğin yanında muhakkak 1 veya 2 dilim ekmek alınmalıdır. Unutulmamalıdır ki en
doğru karbonhidrat kaynağı tahıllı ekmeklerdir, sizi daha uzun süre tok tutar. Yemeklerin yanına her akşam zeytinyağı koyulmuş bir salata yapılmalıdır. Salatayı yemenin zamanı yoktur yemeğin ilk anlarından itibaren tüketilmelidir. Çiğ sebze bol lif içeriri tokluk sağlar.

Ara Öğünü Atlamayın!
Yemekten sonra ara öğün mutlaka yapılmalıdır. 2.5 -3 sonrasında meyve ya da sütlü meyveli tatlılar ara öğün olarak tercih edilebilir. Tatlının ve hamur işi besinlerin sıklığına dikkat edilmelidir.Unutmadan yoğun egzersizlerden kaçınılmalı fakat metabolizmayı hızlandırmak için iftar sonrasında orta tempolu yürüyüşler yapılmalıdır.
Oruç tutanlara öneriler

Ev Yapımı Beyti Tarifi

Nohutlu Mantı Çorbası tarifi için gerekli olan malzemeler nelerdir? Nohutlu Mantı Çorbası nasıl yapılır? Resimli ve açıklamalı Nohutlu Mantı Çorbası tarifi.

Ev Yapımı Beyti Tarifi

Malzemeler

Köftesi için;
500 gr kıyma
2 dilim ufalanmış ekmek içi
1 adet kuru soğan
3 diş sarımsak
1 adet yumurta sarısı
Karabiber, pul biber, tuz

Hamuru için;
Yarım kg un
1 çorba kaşığı maya(yaş maya da olur kuru maya da)
1 tatlı kaşığı tuz
Aldığı kadar su

Sosu için;
2 yemek kaşığı tereyağı
1 yemek kaşığı salça
Yarım çay bardağı sıcak su
Tuz
İsteğe göre pul biber
Yoğurt

Hazırlanışı

Ilık su içinde mayayı eriterek, unu ve tuzu ekleyip yumuşak bir hamur elde edin. Üzerini örtüp bir saat kadar mayalanmasını bekleyin. Hamur yapmak istemeyenler fırından hazır ekmek hamuru alabilirler. Bu hamurdan çok büyük olmayan(yumurtadan biraz büyük) bezeler yapın. Bunları oklavayla açın, saç veya tavada lavaşları hazırlayın.
Köfteler için soğanı robotta çekin, sonra tüm malzemeleri karıştırın. İsterseniz maydanoz da ekleyebilirsiniz. Karışımı iyice yoğurun ve ince uzun köfteler hazırlayarak kızartın. Her köfteyi bir lavaşın içine yerleştirerek rulo şeklinde sarın ve daha sonra bunları yaklaşık 2 cm genişliğinde keserek tabağa koyun. Üzerine biraz tuz ile çırpılmış olan yoğurdu gezdirin, son olarak da salça ile yapmış olduğunuz sosu ekleyin.
Süslemek için domates, biber, nane veya maydanoz kullanabilirsiniz. Yanında bulgur pilavı ile servis ediniz. Afiyet olsun. Not: Bulgur pilavının tarifini ayrıca vermedim, sitemizde bulabilirsiniz.

Ev Yapımı Beyti TarifiEv Yapımı Beyti TarifiEv Yapımı Beyti TarifiEv Yapımı Beyti Tarifi

Nohutlu Mantı Çorbası tarifi için sorularınızı olumlu yada olumsuz yorumlarınızı alt kısımda yer alan yorum formunu kullanarak bizlere iletebilirsiniz. Ayrıca Nohutlu Mantı Çorbası tarifini facebookt, twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde de paylaşabilirsiniz.
Ev Yapımı Beyti Tarifi

Yoga Art Center’da hamile yogası dersleri…


Yoga eğitmeni Zuhal Bozkurt, hamilelikte yoga yapmak isteyenlere Yoga Art Center’da ‘hamileler için yoga dersleri’ veriyor.Annenin duygusal durumunun bebek beyni ve organizması üzerindeki etkisi önemli…

Aşırı korku, öfke ve iş stresi altında geçen hamilelikler, bebeklerde aşırı hassaslığa yol açabiliyor. Yoğun duygular, annenin kanından bebeğin dolaşım sistemine geçiyor ve beynin işlevlerini etkileyen bazı kimyasal maddelerin salgılanmasına yol açıyor. Yakın zamanda gerçekleştirilen araştırmalar, depresif annelerin çocuklarında olumsuz değişik beyinsel faaliyet kalıpları oluştuğunu ortaya koyuyor. Bu annelerin çocukları gelecekte depresyona girme açısından daha çok riske sahip oluyor.

Yoga eğitmeni Zuhal Bozkurt, Yoga Art Center’da verdiği “Hamileler İçin Yoga Dersleri” ile annelerin hamilelik dönemini sağlıklı geçirmelerinin anahtarını sunuyor.

Hamilelik dönemi yaşam tarzınızın önem taşıdığını vurgulayan Bozkurt, hamilelik sırasında yapılan yoganın faydalarını şöyle sıralıyor: “Yoga; duygusal, bedensel, zihinsel ve ruhsal olarak kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlıyor. Hamilelik sırasında yaşanacak hormonal ve fiziksel değişimlerin sebebiyet verdiği depresyon ile zorlukların üstesinden gelmeye yardımcı oluyor. Düzenli yapılan yoga sayesinde bebeğinizin rahatça gelişmesi ve doğması için değişim geçiren vücudunuzun ağrıları azalarak rahat bir hamilelik dönemi ve rahat doğum süreci yaşanıyor. Yoga, bebeğinizin fiziksel ve beyinsel gelişimine en iyi şekilde yardımcı oluyor, içinizdeki huzuru ve sevgiyi bebeğinizle paylaşarak kendinizi daha mutlu hissetmenizi sağlıyor.”

Zuhal Bozkurt hakkında…
Zuhal Bozkurt ve ekibi Nişantaşı’nda bulunan Yoga Art Center’da; başlangıç-orta-ileri seviye yoga, hamile yogası, bebeklerle, çocuklarla, eşle ve ofis çalışanları ile birlikte yoga, hamilelik sonrası toparlanma için yoga, çeşitli rahatsızlıklar için yoga terapi, 60 yaş ve üzeri için yoga, meditasyon teknikleri, modern dans, Tai-Chi, Pilates, Nefes koçluğu, nefes terapisi ve bio enerji gibi bir çok alanda ders veriyor, katılımcıların kişisel gelişimlerine kılavuz oluyor.

Yoga Art Center
Güzelbahçe Sok. Güzelbahçe Apt. No.29 Kat 1 D:5
(Amerikan hastanesi Karşısı)
Şişli / İstanbul
Telefon : 0212 231 9852 – 0532 301 1918

Yoga Art Center’da hamile yogası dersleri…

Tag Cloud