sağlık, kadın, hastalıklar, cilt bakımı, sağllık haberleri, sağlık bilgileri, çocuk, pspikoloji

Posts tagged ‘dikkat’

Oruçlu sürücüler dikkat!

Oruçlu sürücüler dikkat!

İftara yakın saatlerde trafikte aceleci davranmayın.

TMMOB Makine Mühendisleri Odası (MMO) Gaziantep Şube Başkanı Ali Peri, oruçlu sürücülerin iftara yakın saatlerde aceleci davranmamaları gerektiğini belirtti.

Peri, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ramazan ayı ile birlikte özellikle büyük kentlerde, iftara yakın saatlerde ana caddelerde trafikte büyük yığılmaların olduğunu, bunun sonucunda da kazaların meydana geldiğini söyledi.

”Trafik kazalarının yüzde 90′dan fazlası sürücü hatalarından kaynaklanıyor” diyen Peri, sürücülerin bunun bilincinde hareket ederek, iftara yakın saatlerde kaza riskini en aza indirmek için duyarlı hareket etmeleri gerektiğine işaret etti.

Trafik kazalarının önlenmesi için sadece trafik kurallarına uygun hareket etmenin yeterli olmadığını, sakin ve stresten uzan bir ortamda direksiyon kullanımının da çok önemli olduğunu ifade eden Peri, şöyle konuştu:

”Sürücüler, direksiyon başında bulunurken, çok basit bir hata yüzünden ölümlü ve yaralamalı kazalara neden olabilir. Hata riskini en aza indirmek için özellikle iftara yakın saatlerde sürücüler çok daha fazla dikkat etmek zorunda. Büyük kentlerde, iftara yakın saatlerde ana cadde ve sokaklarda trafikte büyük bir yoğunlaşmanın olduğunu görüyoruz.

Bu yoğunlukta aceleci davranan ve sinirli hareket eden sürücüler kazaya davetiye çıkarmış olur. Oruçlu olan sürücülerin özellikle saat 16.00′dan sonra dikkatleri azalmaya başlar. Açlık ve susuzluğun yanı sıra tiryakileri için sigaranın yokluğu da dikkatlerin azalmasına neden oluyor, stresi artırıyor. Sıcak hava da bu konuda çok etkin bir rol oynuyor. Bu da trafikte kaza riskini artırıyor.”

Peri, eğer mümkün ise sürücülerin iftardan saatler önce evlerine gitmelerini isteyerek, şunları kaydetti:

”Bu yapılamıyor ise iftar sonrası tercih edilebilir. İftar saati yaklaştıkça, kaza yapma riskinin arttığını görüyoruz. Sürücülerin sinirli ve sabırsızca hareketleri kazalara adeta davetiye çıkartıyor. Sürücüler, bir an önce evime ulaşayım da iftarımı yapayım düşüncesi ile hareket ettikleri için aceleci davranıyorlar. Can ve mal güvenliğinin sağlanması için sürücüler daha duyarlı davranmalıdır.

Oruçlu olmak, sabırlı olmayı gerektirir. Direksiyon başında yapılan sabırsızca hareketler ise hem kendi can ve mal güvenliğimizi, hem de başkalarının can ve mal güvenliğini tehlikeye atar. Bu tür üzücü olayların yaşanmasını kimse istemez. Trafik, gerçekten her konuda dikkatli olmayı gerektirir. Ramazan ayının rahat ve huzurlu bir ortamda geçirilebilmesi için trafik konusunda da herkes üzerine düşen görevi yerine getirmeye çalışmalıdır.”

Peri, iftara yakın saatlerde özel araçların yerine toplu taşıma araçlarının tercih edilebileceğini, yayaların da sürücülerin haza yapma riskini göz önünde bulundurarak daha dikkatli davranmaları önerisinde bulundu.

Peri, oruçlu sürücülerin, iftara yakın saatlerde olası bir trafik sıkışıklığı ile karşı karşıya kalabileceklerini düşünerek, oruçlarını açmak için araçlarında su bulundurmaları gerektiğini de sözlerine ekledi.

http://www.haberturk.com/haber.asp?id=167281&cat=220&dt=2009/08/22

Oruçlu sürücüler dikkat!

Advertisements

Çocuklarda beslenmeye dikkat!

yemek Bu konuda anne ve babalara önemli roller düşüyor…

Araştırmalara göre çocuklara nasıl beslenmeleri gerektiğini öğretme oranı çok düşük. Genelde yasaklama veya cezalandırma/ödül sistemi ile besinleri tanıyor çocuklarımız. Amerika Obezite Birliği 6 – 11 yaş grubu çocukların yüzde 15.5’i için obeziteden kaynaklanan kalp hastalıklarını en büyük öldürücü sebep olarak açıkladı. Bundan korunmak için en büyük güç ise anne babaların elinde bulunuyor. Anne babalar çocuk beslenme davranışı için rol model oluyorlar. Çocukluk ve ergenlik döneminde artan yağ hücreleri kanser, kalp ve obezite yolunda çocuklara fazla şans bırakmıyor. Çocuklara ne kadar erken yaşta beslenme ve egzersiz anlatılır ve uygulanırsa o kadar iyi ve bunu yapmak tamamen anne – babanın kontrolünde. Bu sebeple aşağıdaki bilgileri mutlaka önemseyin.

Çocuklar çok;
* Hareketsiz kalıyor,
* Yoğun ders programları olabiliyor,
* Besleyici olmayan ama yüksek kalorili yiyecek tüketiyor,
* Şekerli içecek ve yiyecek tüketiyor

Çocuklar az;
* Fiziksel aktivite yapıyor,
* Posa, C vitamini, kalsiyum ve demir alıyor,
* Süt ürünleri tüketiyor,
* Enerji harcıyor.

Aromaterapi yağları ne işe yarar ?
Amerika’da yakın zamanda yapılan bir çalışmaya göre aromaterapi yağları fizyolojik etki ve fayda göstermiyor. Ancak bazı insanların keyfini iyileştitriyor. Araştırmada en popüler iki aromaterapi yağının, limon ve lavantanın yara iyileşmesi, bağışıklık durumu, kan basıncı, stres hormonları veya ağrı kontrolünde düzelme sağlayıp sağlamadığına bakıldı ve bu yağların başarısız olduğu görüldü.

Limon yağı duygu durum üzerinde küçük bir etki gösterdi ancak fizyolojik etkileri incelemenin yanı sıra üç psikolojik test uygulayan araştırmacıların dediğine göre lavanta yağı sudan bile daha az etkindi. Araştırmacılar bu iki yağın keyfi artırmanın ötesinde fizyolojik bir etki gösterip göstermediğine baktıklarında bu konuda çok fazla araştırma yapılmadığını da gördüler. Araştırmacıların bu çalışma için seçtiği limon ve lavanta aromaterapide en çok kullanılan iki yağ. Araştırmacılar 56 kadın ve erkeği davet ederek koku duyularının ne kadar iyi olduğuna dair bir taramadan geçirdiler. Bazı katılımcılar aromaterapinin etkinliğine inanırken diğerlerinin herhangi bir yönde bir fikri yoktu. Katılımcılar limon yağı, lavanta yağı veya suya batırılmış pamuk topları burunlarının altına yapıştırılmış şekilde üç buçuk günlük aktivitelere katıldılar. Bu arada çeşitli fizyolojik ve
psikolojik testlere tabi tutuldular. Seanslar sırasında kan basınçları ve kalp atış hızları ölçüldü, ayrıca kan örneği verdiler. Gönüllüler her seans sırasında üç defa duygu durum ve stres ölçen psikolojik testleri cevapladılar. Deneyimle ilgili olumlu ve olumsuz ifadeleri değerlendirildi.

Sonuçlar limon yağı duygu durumu düzeltirken lavanta yağının böyle bir etkisi olmadığını gösterdi. Ve her iki koku da stres, ağrı kontrolü ve yara iyileşmesine etki etmedi. Aromaterapi yağları sizi mutlu ediyorsa keyfini çıkarın ama daha fazlasını beklemeyin.

Bahar yorgunluğu için enerji desteği
İnsan vücudu tüm hücreleriyle çalışmak için enerjiye ihtiyaç duyar. NADH (Nikotinamid Adenin Dinükleotid), yemeklerden aldığımız glikoz ve soluduğumuz oksijenle birleşerek tüm hücrelerimiz için ATP enerjisi açığa çıkarır. ATP, ömür boyu aklımızın içindeki en derin düşüncelerden kalp atışına kadar her şeyi çalıştırır.

Tıpkı hava ve besin gibi, NADH olmaksızın vücut hücreleri ölür. Kümes hayvanları, et ve balık açısından yetersiz beslenme veya yaşlanma ile beraber vücuttaki NADH düzeyleri düştükçe, vücut yorgun ve dejeneratif hastalıklara açık hale gelir.
NADH desteğinin kronik yorgunluğu azaltmaya, jet lag etkisini hafifletmeye, fiziksel ve zihinsel dayanıklı-lıkla bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olduğu düşünülüyor. Bahar yorgunluğuna karşı destek olarak da kullanılabilir.

Milliyet

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=61251&cat=220&dt=2008/03/14

Çocuklarda beslenmeye dikkat!

Hamilelikte dikkat edilmesi gereken yiyecekler

-hamilelikte-dikkat-edilmesi-gereken-yiyecekler-.jpg
Hamilelikte tehlikeli olabilecek yiyecekler neler? Hastalık riski taşıyan yiyeceklerden uzak durarak bebeğinizin sağlığını ve kendi sağlığınızı koruyabilirsiniz.Hamilelik döneminde “Her besin grubundan vitamin, mineral almalıyım” diyerek kendinizin ve bebeğinizin sağlığını riske atmayın. Bazı yüyecekler var ki risk taşıyor… Hamilelikte kaçınılması gereken yiyecekler neler?

Pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri
Listeria denen bakteri, en çok pastörize edilmemiş süt, pişmemiş et, az pişmiş fast-food eti ve krem peynirde bulunuyor. Bu bakteri, pastörizasyon sıcaklığında ölür fakat buzdolabında canlılığını sürdürebilir. Nadiren direk temasla da bulaşabilir. Zehirlenme belirtileri, soğuk algınlığı belirtilerine benzer. Halsizlik ve ateş görüldüğünde hemen doktora başvurun.

Çiğ et
Koliform bakterisi, toksoplazmayla salmonella bulaşma riskinden dolayı sushi, pişmemiş deniz mahsulleri, az pişmiş et ve tavuktan kaçınmak gerekiyor.

Salam-sucuk-sosis ve sakatat
Bu gibi yiyecekler düşüğe yol açan listeria bakterisi bulaşmasına neden olabiliyor. Listeria, plasentadan geçebilen ve bebeğe bulaşarak enfeksiyona hatta hayati tehlike yaratan kan zehirlenmesine yol açabiliyor.

Karaciğer
İçerdiği A vitamini miktarından dolayı tehlike yaratabiliyor. Fazla miktarda A vitamini, anne karnındaki bebek açısından bazı riskler taşıyor.

Civa içeren balıklar

Yüksek düzeyde civa içeren balıklardan kaçınmak gerekiyor. Genellikle büyük tuzlu su balıklarının daha fazla civa içerdiği söylenebilir. Ton balığı tüketilebilir ancak Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi haftalık ton balığı tüketimine sınırlama koydu. Bu sınır haftada iki
porsiyon. Gebelik boyunca haftada iki seferi geçmemek kaydıyla 80 gramlık kutu light ton balığı yiyebilirsiniz. Hamilelik sırasında fazla civa alınması, bebekte gelişim geriliği ve beyin hasarıyla ilişkilendiriliyor.

Kabuklu deniz ürünleri
Hastalıkların çoğuna istiridye ve midye gibi az pişmiş kabuklu deniz ürünleri neden oluyor. Pişirmek, bazı enfeksiyon türlerini önlese de, riski tamamen yok edemiyor.

Yumurta
Salmonella riski nedeniyle çiğ yumurta veya çiğ yumurta içeren gıdadan kaçınmakta fayda var. Bazı salata sosları, mayonez, evde yapılan dondurmalar çiğ yumurtayla hazırlanıyor.

Kafein

Pek çok araştırma ölçülü miktarda kafein alımının sorun yaratmadığını gösterirken, kafein tüketiminin düşükle ilişkili olabileceğini gösteren araştırmalar da mevcut. Bu nedenle düşük riskini azaltmak amacıyla birinci trimesterde kafeinden kaçının.
Genel kural olarak hamileliğin ilerleyen dönemlerinde günlük kafein alımı en fazla 300 mg. ile sınırlandırılmalı. Kafein diüretiktir, yani vücuttan sıvı atılımını kolaylaştırır. Bu da su ve kalsiyum kaybına neden olabilir. Kafeinli içecekler yerine bol bol su, meyve suyu ve süt içmenizde fayda var. Bazı araştırmalar yüksek miktarda kafeinin düşük, erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve bebeklerde çekilme semptomlarıyla ilişkili olduğunu gösteriyor.

Alkol
Anne karnındaki bebeğin alkole maruz kalması, bebeğin sağlıklı gelişimini etkileyebiliyor. Alınan alkolün miktarı, zamanı ve kullanım tarzına bağlı olarak ‘fetal alkol sendromu’ gelişebiliyor.

Yıkanmamış sebzeler
Evet, sebzeler güvenle yenebilir ve hamilelikte de bol bol tüketmek gerekir. Ancak toksoplazma riski nedeniyle sebzelerin çok iyi yıkanmasına özen gösterilmeli.

Bitkisel ilaçlar ve
çaylar

Doktorunuza danışmadan hiçbir şey almayın. Bazı bitkiler rahimde kasılmalara neden olabiliyor.

Kiloyu dengeleyin
Pasta, kek, bisküvi gibi yağ ve şeker oranı yüksek yiyeceklerden kaçınmakta fayda var. Ayrıca bu, hamilelik sırasında fazla kilo almanızı önlemeye de yardımcı olabilir.

Hamilelikte beslenme konusunda mutlaka doktorunuza danışın. Bu özel dönemde neler yenmesi nelerden kaçınmak gerektiğini detaylı bir şekilde öğrenebilirsiniz.

Hamilelikte dikkat edilmesi gereken yiyecekler

Çapkınlar dikkat

Tıp dünyası aldatmayı alışkanlık haline getirenler için bir kara kutu daha açtı.

Aldatanlar dikkat! Giderek artan panik atak hastalığı konusunda tıp dünyası bir kara kutuyu daha açtı!

Aldatma panik atağı tetikleyen bir durum mudur ?
Klinik deneyimlerimiz bu sonucu doğruladı. Çapkın erkek panik atak hastalığının en güçlü adayı. Aldatmayla ilgili kendini suçlasa da yine de bu eylemi yapmaktan vazgeçemeyen erkeklerde de panik atak çok hızlı gelişebiliyor. Bu durumda beynin hipotalamus bölgesi yanlış alarm veriyor. Onun aşırı duyarlılığı genetik yatkınlığı olan kişilerde panik atak hastalığının oluşmasını hızlandırıyor. Ailesinin dağılmasından korktuğu halde eşini aldatan erkeklerde, hayatlarının olmadık bir döneminde panik atak gözleniyor. Aldatmayı kültür olarak onaylayan toplumlarda ise panik atağa daha az rastlanıyor. Öte yandan, aldatılmayı düşünmek bile bazen bilinçaltında panik atağa yol açabiliyor. Kişinin rüyasında aldatıldığını görmesi bile, panik atak geçirmesine sebep olabiliyor.

Kadınlar dikkat!

Aldatan kadınlarda da panik atak gözleniyor mu ?
Bu konuda kadın erkek ayrımı yapmak istemiyorum. Ancak hastalığın kadınlarda erkeklerden 2-3 kat daha fazla gözlendiğini söyleyebilirim. Kadınların kendilerini suçlama eğilimleri daha fazla olduğundan, aldatan kadınlarda depresyona çok fazla rastlıyoruz. Hastalıkta kadınlarında kişilik ve karakter yapısı yine çok önemli. Erkeklerde bedensel algıyı düzenleyen alan daha duyarlı iken, kadınlarda duygusal algı alanı daha hassas olduğundan, hastalıktan etkilenme dereceleri aynı oranda fazla oluyor.

Panik atağın ‘geliyorum’ diyen sinyalleri var mı ?
Sık sık nefes darlığı hissetme, çarpıntı, el titremesi ilk belirtiler arasındadır. Kaygıyı bedensel yaşayan kişilerde heyecan, üşüme, titreme ve mide sorunları da hastalıkla ilgili ilk sinyaller olabilir. Sigarayı aniden bırakan kişilerin bedensel anlamda aşırı tepkiler vermeleri de panik atak göstergesi olabilir. Yüzlerinde sivilce çıktığında “Eyvah kanser mi oldum?” diyenler ya da vücutları uyuştuğunda hemen felç olduklarını düşünenlerde panik atağa rastlanma riski fazladır. Kontrol edilemeyen stres sonrası kişi panik atak için aday haline gelir. Heyecanlı kişilerde de aynı risk vardır. Bu belirtiler sık görülüyorsa bir müddet sonra panik atağa dönüşür.

Yüksek kaygı tetikliyor

Panik atak Büyükşehir veya elit kesim hastalığı mıdır ?
Modern yaşamda yaşam standartları yüksek, hayatı seven, hastalanırsa kaybedecek şeyleri çok olan kişilerde bu hastalığa daha sık rastlanır. Bedenlerini çok seven kişiler ve sağlık kaygısı yüksek olanlar da risk grubundadır. Ölümden korkan kişilerde de çok görülür. Hastalık kişinin hayattan beklentisi derecesinde kişiyi etkiler. Büyükşehir’de yaşayanların ya da elit kişilerin, hayatta kaybetmek istemedikleri maddi-manevi birçok şey vardır. Bunları kaybetmekten korkan kişilerde kaygı daha yüksek olur. Fiziksel en ufak bir belirti başladığında ise, bu kişiler hemen atak yaşadıklarını zannederler.

Panik atak insanların birbirlerine söylemeleriyle yayılan moda bir hastalık mıdır ?
Kişiler “Depresyondayım” demek yerine “Panik atak oldum” demeyi tercih ediyor. Daha çok entelektüel düzeyi yüksek grupta gözlendiğinden, kişiler kendilerini bu şekilde ifade etmeyi seçiyor. Bu, aşırı hareketli çocukların ebeveynlerinin çocuklarını hiperaktif diye tanımlamalarına benziyor. Hastalık sosyal yaşamı da çok fazla etkilemediğinden diğer kişilerce pozitif algılanabiliyor. Modern hayatın hızlı yaşamı bu hastalığı daha kabul edilebilir görüyor. Bu sayede de insanlar, panik atak olduklarını çevreleriyle çok rahat bir biçimde paylaşabiliyor.

Vatan

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=46022&cat=220&dt=2007/11/30

Çapkınlar dikkat

Tag Cloud