sağlık, kadın, hastalıklar, cilt bakımı, sağllık haberleri, sağlık bilgileri, çocuk, pspikoloji

Posts tagged ‘Diyabet’

Diyabet için ensülin kullanmak her şeyi daha kötü yapar

Diyabet için ensülin kullanmak her şeyi daha kötü yapar

Ensülin yağlı yiyeceklerle beslenen ve kilo alan insanlar üze­rinde daha az etkilidir. Kilo vermenin yanında daha az yağ içeren diyetler, ensülin duyarlılığını artırır. Diyabetli olsun olmasın aşırı kilolu birinin daha çok ensüline ihtiyacı vardır. Aslında aşırı kilolu insanlara daha fazla ensülin vermek, daha fazla kilo almayı destekleyerek onları daha fazla hasta eder. Diyabetleri ilerler. Bu süreç nasıl işliyor? Pankreasımız vücut tarafından talep edilen kadar ensülin salgılar. 1 cm.den daha az göbek çevresi yağı olan normal kilodaki bir kişi, X kadar ensülin salgılayacaktır. Diyelim ki bu kişi 7 kilo aldı. Bu halde nerdeyse iki kat daha fazla ensüline ihtiyacı olacaktır. Çünkü vücuttaki yağ, hücrelere ensülin alımını engelleyecektir.

Eğer kişi obezse, yani 18 kilodan fazla ek yağ ağırlığı varsa, vücudu pankreastan yüklü derecede, normal kilodaki bir insandan on kat daha fazla, ensülin talep edecektir. Peki pank­reas beş, on yıl bu şekilde çalışmaya zorlanırsa ne olur der­siniz? Evet bildiniz: Tükenir.

Vücudun yüksek talebine karşın pankreas daha az ensülin salgılamaya başlar. En sonunda kan akışındaki glikozu hücre­lere taşıması gereken ensülin azahnca, kandaki glikoz miktarı artmaya başlar ve kişiye diyabet teşhisi konur. Birçok vakada bu bireyler, normal ağırlıktaki insanlarla karşılaştırıldığında, hala yüksek miktarda ensülin salgılarlar, ama bu kendileri için yeterli değildir. Kendilerini daha az zorlayan bir diyet uygu­layıp kilo verdiklerinde şekeri kontrol etmek için fazladan ensüline ihtiyaçları kalmaz.

Bütün bunlar Tip II diyabetin, pankreaslarında daha az ensülin salgılayan hücre rezervi bulunduran kişilerin kilo almasıyla ortaya çıktığı anlamına gelir. Hassas kişilerde 3 ila 7 kilo fazlalık bile bir fark yaratabilir. Fazladan kiloların atıl­ması bu kişilerin kendi vücutlarının kapasiteleri içinde yaşa­malarını sağlayabilir. Birçok Tip II diyabetli, normal kilolarını koruyup zayıf kaldıkça, normal dengeleri korumaya yetecek kadar ensülin üretirler.

Yaşam süresini uzatmak isteyen bir kişinin yapması gere­ken en önemli şey, benim programımı takip etmek. Bilinçli kilo kaybının diyabetlilerin kan şekeri, yağ ve tansiyonunda iyileşme meydana getirdiği uzun yıllardır bilinmekte. Son çalışmalardan biri kilolarını düşüren diyabetli hastalarda yaşam süresinin önemli derecede arttığını ve erken ölümlerin oranı­nın yüzde yirmi beş azaldığını belgelemiştir.” Mükemmel bir beslenme programıyla erişilecek zayıflığın getireceği sonuç­ları hayal edin bir de.

Ensülin Tip II diyabetliler için tehlikeli bir ilaçtır. Bu insan­lar her şeyden önce aşırı kilolu insanlardır. Ensülin tedavisi onların diyabetlerinin artmasına neden olacak bir kilo alımına yol açar. Böylece hastanın kilo aldıkça genellikle daha fazla ensüline ihtiyaç duyduğu bir kısır döngü başlar. Beni ilk defa görmeye geldiklerinde aşırı dozda ensülin kullanıp bunu ağız­dan aldıkları ilaçlarla desteklemelerine rağmen şekerlerini kontrol etmenin imkansız olduğunu söylerler. Bu cebinizde her an patlamaya hazır bir bomba ile dolaşmaya benziyor.

Diyabet için ensülin kullanmak her şeyi daha kötü yapar

[end]

Advertisements

Diyabet hastaları için ‘şeker otu’ üretiliyor!

Tatlandırıcı olarak kullanılan bilimsel adı ‘steviya’ olan şeker otu, Akdeniz Üniversitesi’nde üretilmeye başlandı

Kalori, yağ, sakarin ve toksik maddeler içermediği için şeker hastalarının tatlandırıcı olarak rahatlıkla kullanabileceği şeker otunun toz halinin ise normal şekerden 200-300 kat daha tatlı olduğu bildirildi. Özel bir firma tarafından da Antalya’da 10 dekar alanda üretimine başlanan şeker otunun, kısa sürede ekonomiye kazandırılması planlanıyor.

Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kenan Turgut, Latince ismi steviya olan şeker otunun, tropik kuşakta yetiştiğini belirtti.

Şeker otunun Paraguay’da 1500 yıldır tatlandırıcı olarak kullanıldığını, Brezilya, Japonya, Hindistan’da da kullanımının yaygın olduğunu ifade eden Turgut, Türkiye’de de bitkinin üretimi ve kullanımına izin verildiğini vurguladı.

Türkiye’de kullanılıyor olmasına rağmen, üretimi olmadığın ı ve ithal edildiğini kaydeden Prof. Dr. Kenan Turgut, şu bilgileri verdi:
“Bu bitkinin en büyük özelliği, içerdiği farklı tipteki tatlandırıcı. Sakorozdan çok farklı, steviyol glikozit adı verilen bir tatlandırıcı. Kurutulmuş haldeki şeker otu yaprakları, normal şekerden 10-15 kat daha tatlıdır. İşlenerek toz haline getirilmiş şeker otu ise normal şekerden 200-300 kat daha tatlıdır. Stevia ekstresinin en büyük özelliği, doğal tatlandırıcı ve diyet gıdası olarak hiç bir şekilde kalori, yağ, sakarin ve toksik maddeler içermemesidir.”
Turgut, bir dekardan yaprak olarak 1.5 ton verim alınabildiğini belirterek, “Tatlandırıcı dediğimiz içerik olarak da yüzde 7-15 arasında verim alınabiliyor. Bu da çok yüksek bir rakam” dedi.

JAPONYA’DA ŞEKER HASTALARI KULLANIYOR
Japonya, Brezilya ve Paraguay’da şeker otunun diyabet hastaları tarafından yoğun kullanıldığını bildiren Kenan Turgut, “Çünkü olumsuz etkisi yok. Diyabetikler bunu şeker niyetine kullanabilirler. Yapılan araştırmalar şeker otunun, şeker hastaları tarafından kullanılabileceğini göstermektedir. Kalorisi olmayan şeker otunda diğer tatlandırıcılar gibi olumsuzluklar tespit edilmedi. Yüzde 100 doğal olan bu ürünü şeker hastaları rahatlıkla kullanabilir” diye konuştu.

Turgut, şeker otunun dişlere zarar vermediğini de bildirdi.
Şeker otunun, yapay tatlandırıcıların yoğun olarak kullanıld ığı gazlı içecekler, meyve suları, reçel, marmelat hatta pasta yapımında rahatlıkla kullanabileceğini vurgulayan Turgut, özellikle diyet ürünlerde kullanılabileceğine işaret etti.

KANDAKİ ŞEKER ORANINI DÜŞÜRÜYOR
Brezilya, Hindistan gibi ülkelerin şeker otunun üretimine yatırım yaptığına dikkati çeken Prof. Dr. Kenan Turgut, şeker otunun yapay tatlandırıcıların önüne geçecek bir ürün olduğunu kaydetti. “Yüzde yüz doğal bir ürün, kalorisi yok” diyen Prof. Dr. Turgut, hatta bazı yerlerde tedavi edici özelliğinin olduğu, kandaki şeker oranını düşürdüğü, kalp damar hastalıklarına iyi geldiği şeklinde bulgular da olduğunu belirtti.

KISA SÜREDE PİYASAYA SÜRÜLMEYE BAŞLANACAK

Tarımsal potansiyeli olmasına rağmen şeker otunun Türkiye’de üretilmediğini vurgulayan Prof. Dr. Kenan Turgut, şunları söyledi:
“Bunu ilk defa Akdeniz Üniversitesi üretiyor. Akdeniz Üniversitesi’nde 1.5 yıl önce başladığımız araştırmalar olumlu sonuçlar verdi. Ş u anda ilk planlı deneme alanını kurduk. Yaptığımız çalışmalarla çimlenme oranını yüzde 5’ten yüzde 50’nin üzerine çıkardık. Tropik kökenli bir bitki olmasından dolayı Türkiye’nin her yerinde yetişmez. ODTÜ teknokentte bulunan üretim alanı bulunan özel bir firma da bu işe sahip çıktı. Şimdi Antalya’da 10 dekar alanda üretimine başladı. Yılda üç defa hasat edilebilen şeker otu kısa sürede piyasaya sürülmeye başlanacak.”

Turgut, şeker otunun üniversitede doktora tezi olduğunu da bildirdi.
Diyabet hastaları için ‘şeker otu’ üretiliyor!

Diyabet tedavisinde yeni gelişmeler

Diyabet tedavisinde yeni gelişmeler

Son on yıl içinde, ilaçlarla (İnsülin ve oral antidiyabetikler) ve yaşam tarzı değişiklikleri ile diyabetin etkin bir şekilde kontrol edilebileceği gösterilmiştir. Ancak halen kafalar­daki soru hep aynıdır. Şeker hastalığında tam iyileşme mümkün mü ?

Hemen cevaplayacak olursak, halen günümüzde diya­betin tam bir teda­visi yoktur.
Araştırmacılar, bir gün tam iyileşme sağlayabileceği umutlarını taşıdıkları tedavileri geliştirmek için çalışmalarını sürdürmektedirler.

Bunlardan en çok ilgi çekenlerden biri pankreas naklidir. Yapılan nakiller bir miktar başarılı olabilmiştir. Ancak pek çok zorlukları sürmektedir. Fakat şu an en çok gelecek va­at eden tedavi seçeneği, pankreas adacık hücresi naklidir. Doktorlar henüz vefat etmiş birinin pankreasından adacık hücrelerini alarak insüline bağımlı diyabeti olan bir başka kişinin karaciğerine bir katater yardımı ile yavaş vermektedir. Bu hücreler de karaciğer içinde farklı yerlere dağılarak, yeni damarsal bağlantılar yapmakta ve daha sonrasında da insülin üretmeye başlamaktadırlar. Ancak nakil işlemi son derece zordur. Nakil sonrası hücre reddini engellemek işin verilen bağı­şıklık sistemini baskılayan ilaçlar, sıklıkla alı­cının diyabetini daha da kötüleştirmektedir.

Son zamanlarda insülin uygulamasında başka yenilikler de denenmektedir. Bunların başında ağız yoluyla insülin verilmesi gelir. İnsülini, bir yağ damlacığına (lipozom) bağ­layarak mideden parçalanmadan geçmesini ve bağırsaklardan emilmesini sağlamak mümkündür. Ancak ne yazık ki emilim ora­nı değişkendir. Yoğun araştırmalara rağmen bu teknik sorunun aşılmasını mümkün ol­mamıştır.
Yakın bir gelecekte de insülinin ağızdan kullanılması muhtemel görünmemektedir.

Diğer bir konu da, son 20 senedir daha saf ve değişken etki sürelerine sahip insülinlerin geliştirilmesi üzerine yoğunlaşıldı. Yak­laşık son 10 yıldır biyoteknoloji ile üretilen insan insülinleri kullanılıyor. Bakteri ve ma­yaların genetik kodlarına müdahale edilerek, insan insülini üretmeleri sağlanmaktadır. Ay­nı şekilde insüline yeni özelliklerin katılabil­mesi mümkündür. Doğal insülinde yapılabi­lecek değişikliklerin sınırı yoktur. Böylece esas hedef olan, daha iyi kan şekeri kontrolü­nün sağlanması mümkün olacaktır.

Diyabet tedavisinde yeni gelişmeler

Tag Cloud