sağlık, kadın, hastalıklar, cilt bakımı, sağllık haberleri, sağlık bilgileri, çocuk, pspikoloji

Posts tagged ‘kadar’

Ne kadar proteine ihtiyacımız var?

Ne kadar proteine ihtiyacımız var?

Yıllardır otoriteler tarafından önerilen protein miktarı yo-yo gibi bir aşağı bir yukarı çıkmaktadır. Protein ihtiyacını gerçek­ten ölçebilmek, ancak nitrojen dengesi çalışmaları ortaya çı­kınca mümkün olmuştur.

Günümüzde, önerilen günlük miktar (RDA), 0.8mg./kg. vücut ağırlığıdır. Ya da 55 kiloluk bir kadın için 44 gram, 68 kiloluk bir erkek için 55 gramdır. Bu en az miktar değil, öne­rilen miktardır. Nitrojen dengesi çalışmalarıyla belirlenen minimum ihtiyaç, 0,5 mg./kg. olarak varsayılmıştır ve sonra bunu neredeyse ikiye katlayacak kadar büyük bir güvenlik faktörü eklenmiştir. Buna rağmen, ortalama bir Amerikalı günde 100 gramdan fazla protein tüketmektedir ki bu, çok sağlıksız bir miktardır.

Dünya Sağlık Örgütü gibi sağlık otoriteleri, kalorilerin sadece yüzde 5′inin proteinden alınmasını önermektedirler. Aslında, normal insanlar için kalorilerin yüzde 2,5 gibi küçük bir bölümünün proteinden alınması yeterli olabilir. 38 Yeterli ya da ideal protein alımıyla ilgili farklı fikirlerden bağımsız olarak, meyveler hariç çoğu bitkisel yiyecekte, kalorilerin en az yüzde 10′u proteinden sağlanır. Yeşil sebzelerde bu değer ortalama olarak yüzde 50′dir. Bitkisel yiyecekler açısından zengin, yüksek besinli diyetler, günlük 1,200-1,800 kalori ara­lığında, yaklaşık 40-70 gram protein sağlarlar. Bu oldukça fazla protein demektir.

Ayrıca, eski moda “yüksek biyolojik değeri olan” protein kavramı, temel amino asit profillerine dayanır ve kemirgen­lerin beslenme ihtiyaçlarına göre yumurtaya yüzde 100′lük bir skor verir. Farelerin büyüme ihtiyaçlarının insanlarınkiyle aynı olmaması şaşırtıcı olmamalıdır. Örneğin, kuşlar ve fareler sül­für içeren amino asitler olan methionin ve şistine çok fazla ihtiyaç duyarlar. Sülfür içeren amino asitler, tüy ve kürkün oluşumu için önemlidir. Yakın zamanda temel amino asit pro­filleri insan ihtiyaçlarını daha iyi yansıtacak şekilde güncellenmişlerdir. Örneğin, bebek farelerin ihtiyaçları düşünüldü­ğünde meme sütü eksiktir, ama insanların ihtiyaçlarına bakıl­dığında idealdir.

Günümüzde protein değerleri, geçmiştekinden farklı şe­kilde hesaplanmaktadır. Farelerin değil, insanların ihtiyaçla­rına dayanmaktadırlar ve soya proteini, sığır eti proteininden daha yüksek bir skor kazanmıştır.

Bilgisayarda diyetsel bir analiz programı kullanarak, doğal yiyeceklerden oluşan, ama gerekli amino asitlerden herhangi biri açısından fakir bir diyet hazırlamaya çalıştım. İmkansızdı. Bitkisel yiyeceklerin hemen hemen bütün kombinasyonları, 1,000 kalori başına yaklaşık 30-40 gram protein içeriyordu. Kalori ihtiyaçlarınız karşılandığında, protein ihtiyacınız da karşılanır. Sağlıklı, doğal yiyecekler yemeye odaklanın; yeterli protein almaya çalışmayı unutun.

Peki ya bir atlet, halterci ya da hamile bir kadın? Onların daha fazla proteine ihtiyaçları yok mudur? Elbette ağır antren­man yapan bir sporcu daha fazla proteine ihtiyaç duyar. 1970′lerin başlarında ABD Dünya Artistik Patinaj Takımı’n-daydım. Günde beş saatten fazla egzersiz yapıyordum. Buz üzerindeki yorucu çalışmanın yanında, ağırlık kaldırıyor ve koşuyordum. Bütün bu egzersizler nedeniyle sadece daha fazla protein değil, her şeyin daha fazlasına, özellikle de fazla kaloriye ihtiyaç duyuyordum. Daha fazla yiyecek aldığınızda, ihtiyacınız olan ekstra proteini, ekstra yağı, ekstra karbon­hidratları ve ekstra besinleri almış olursunuz. Arabanın arka koltuğunu bol miktarda meyve, sebze, çiğ kuruyemiş ve tam tahıllarla dolduruyordum. Bir sürü yiyecek yiyor ve bu süreçte daha fazla protein (ve diğer besinleri de) alıyordum. Protein ihtiyacınız da, artan kalori ihtiyacına ve artan iştahınıza paralel olarak artar.
O zaman ne olur? Otomatik olarak yeterli mik­tarda alırsınız. Aynı durum hamilelikte de geçerlidir.

Kalori ihtiyacınızı çeşitli doğal bitkisel yiyeceklerle karşı­ladığınızda, doğru miktarda proteini -ne çok fazla, ne de çok az olmak üzere- alırsınız.

Ne kadar proteine ihtiyacımız var?

Advertisements

Doğum ağrıları başladıktan ne kadar sonra, doğum gerçekleşir ?

Doğum ağrıları, doğumun yaklaştığının habercisidir, ama çoğu insanın zannettiği gibi ağrı başlar başlamaz doğum hemen gerçekleşemez. Bu yüzden ağrılar başla­dığında panik yapmaya gerek yoktur.

Bunun yerine ağrıların ne kadar sıklıkla geldiği ve geldiğinde ne kadar süre devam ettiği tespit edilip doğum hekimine haber verilmelidir.

Doğum ağrıları düzenli ara­lıklarla gelir ve geldiğinde bir müddet devam eder ve sonra bir dinlenme arası verir. Bu arada gebe hiç ağrı hissetmez. Sonra ağrı, yine tekrarlar.

Doğum ağrıları ilk başladı­ğında önce seyrek gelip kısa sürer, daha sonra doğuma yaklaştıkça sıklaşır ve uzun sürmeye başlar. Başlangıçta ağrılar 40-50 dakikada bir gelip 15-20 saniye sürerken, doğuma yakın 5-10 daki­kada bir gelip 45-60 saniye sürmeye baş­lar. Ağrıların sıklaşması doğumun yaklaş­tığının belirtisidir.

İlk doğumlarda ağrının başlamasıyla doğumun gerçekleşmesi arasında geçen süre ortalama 12-16 saati bulabilirken, birden fazla doğum yapmışlarda bu süre ortalama 6-8 saattir.

Doğum ağrıları başladıktan ne kadar sonra, doğum gerçekleşir ?

[end]

Tuz ne kadar yenmeli?

Tuz ne kadar yenmeli?

oğal yiyeceklerde bulunanlar dışında yiyeceklere fazladan tuz ekle­mek hastalığa yakalanma riskinizi artıracaktır. Tuz tüketimi, mide kanseri ve hipertansiyon ile ilişkilendirilmiştir. İdeal sağlık için hiçbir yiyeceğe tuz eklenmemesini tavsiye ediyo­rum. Ünlü DASH araştırması, Amerikalıların ihtiyaçları olan­dan beş-on kat fazla sodyum tükettiklerini ve bunun zaman içinde tansiyonu artırma etkisi bulunduğunu belirtmektedir. Şu anda tansiyonunuzun yüksek olmaması ileride de olmaya­cağı anlamına gelmez. Yıllar boyunca çok fazla tuz yemeye devam ederseniz gelecekte kan basıncınızın (tansiyonun) yük­sek olması büyük olasılıktır.

Tuz ayrıca idrarda bulunan kalsiyumu ve diğer az miktarda bulunan mineralleri de kendine çeker ve bu da osteoporoza katkıda bulunan nedenlerden biridir.” Yüksek sodyum alımı kalp krizlerinden dolayı ölümlerin de artmasına neden olur. Saygı duyulan tıbbi bir yayın olan The Lancefde yakın zaman önce yayımlanan bir deneyde, sodyum alımı ve aşırı kilolu erkeklerdeki ölüm oranı arasında korkutucu bir korelasyon olduğu bulunmuştur.20 Araştırmacılar şu sonucu çıkarmışlar­dır: “Yüksek sodyum alımı, yüksek kan basıncı da dahil olmak üzere diğer kardiyovasküler risk faktörlerinden bağımsız ola­rak ölüm ve koroner kalp hastalığının belirleyicisidir. Bu so­nuçlar, yetişkin nüfusta tuz alımının zararlı etkileri olduğunu net bir şekilde kanıtlamaktadır.”

Bunun anlamı, kan başmandaki etkilerinden bağımsız olarak tuzun önemli zararlı etkilere neden olduğudur. Ayrıca, plateletlerin (pıhtılaşmaya yardımcı olan kan elemanı, trom-bosit) pıhtılaşmaya eğilimini artırması da çok olasıdır. Kişi­lerin yiyeceklere tuz eklemeye direnmesini ve tuzsuz çorba ve yiyecek konserveleri almalarını öneriyorum. Tuzun çoğu işlen­miş yiyeceklerden, ekmek ve konserve ürünlerden geldiğin­den, fazla sodyum alımının önlenmesinin o kadar da güç olmadığını düşünüyorum.

Bunu belirttikten sonra, eğer yiyeceklerinize tuz eklemeyi arzuluyorsanız bunu yiyecek masaya geldikten sonra onu yemeye hazır olduğunuzda yapın. Eğer tuz yiyeceğin yüze­yinde olursa, tadı daha tuzlu gelecektir. Eğer sebze ve çor­balara pişerken tuz atarsanız, çok tuz ektiğiniz halde yine de tuzun tadını alamayabilirsiniz. Hazır çorba karışımının hoş tuzlu bir tadı vardır ve salatalara ya da yiyeceklere serpilebilir. Yemeğinizi lezzetlendirmek için otları, baharatları, limonu, sirkeyi ya da diğer tuzsuz sosları kullanın. Ketçap, hardal, soya sosu, teriyaki sosu ve çeşni gibi tatlandırıcılar sodyum açısından çok zengindir; eğer onları kullanmamaya dayanamıyorsanız seyrek olarak az sodyumlu çeşitlerini kullanın.

İdeal olarak bütün yiyeceklerinizde kalori başına 1 mg.den daha az tuz bulunmalıdır. Doğal yiyeceklerde kalori başına yarım miligram tuz bulunur. Bir yiyeceğin etiketinde 100 kalori olduğu, ama 400 mg. tuz içerdiği yazıyorsa, çok tuzlu bir yiyecek demektir. Eğer 100 kalori ve 100 mg.den az tuz varsa, fazladan tuz eklenmiş olma ihtimali az bir yiyecektir ve beslenmeniz açısından uygundur. 100 kalori için 200 mg.dan fazla tuz içeren yiyecekleri nadiren kullanmaya gayret edin. Bu çerçevede hareket ettiğinizde, günlük tuz alımınızı 1000 mg. civarında ya da altında tutmanız mümkün olmalıdır.

Eğer tuz kullanmazsanız, tat duyunuz zaman içinde uyum sağlar ve tuz tadına olan duyarlılığınız artar. Diyetinizde çok fazla tuz kullandığınızda, tuz tadına olan duyarlılığınız azalır ve çokça sos ve baharat eklemedikçe yemeğiniz size tatsız gelir. DASH araştırması da benim senelerdir belirttiğim bir olayı gözlemlemiştir: Kişinin tuza doymuş tat duyusunun düşük sodyum seviyesine alışması zaman almaktadır. Eğer benim tavsiyelerimi sıkı bir şekilde, ödün vermeden uygu­larsanız ve bütün işlenmiş yiyeceklerden ya da çok tuzlu ürün­lerden kaçınırsanız, meyve ve sebzelerdeki farklı tatları ayırt etme ve bunların keyfini çıkarma yeteneğiniz de gelişecektir.

Tuz ne kadar yenmeli?

Tag Cloud